Eğer hala hayatta olsaydı, Amy Winehouse 14 Eylül’de 36 yaşına girecekti. Ancak çalkantılı yaşamı ve trajedilerle dolu hayatı, ne yazık ki bunu mümkün kılmadı.  1983 yılında Birleşik Krallık’ta dünyaya gelen Winehouse’u dinlerken; bu sesin ardındaki sıra dışı öykünün tınısını duyabilirsiniz. Hani “bu dünyaya fazla” dediğimiz yeteneklerden. Zamanın ve mekânın dışında, sanki farklı bir evrenden “merhaba” demek için gelmiş gibi… 27 yaşında evinde ölü bulunduğunda, birçok kişinin bu duruma şaşırmadığı Amy… Son yüzyılın en iyi caz vokali olarak adını tarihe yazdıran Amy Winehouse’un belgeseli; 2015 yılında vizyona girdiğinde, hayatının bilinmeyen yanlarını beyaz perdede izleme şansına sahip olduk. Bilenler biliyordu belki ancak, 23 Temmuz 2011’de haber bültenlerinde yer aldığından çok daha fazlası vardı. Belgeselde Amy’nin çocukluğundan ölümüne kadar, yaşadığı önemli olayların kayda alınabilmiş kesitlerini izleyebilirsiniz. Fakat hatırlananın ötesinde onun samimiyetini, içtenliğini, duruşunu ve o mahcup bakışlarını, “hiçbir şeyi önemsemiyorum şöhreti bile” diye haykırışını.

“Amy Beş Grammy Ödülü Alarak Tarihe Geçti”

Soul’un divası olarak anılan Winehouse’un belgeseli; müziğine veya duruşuna methiyeler düzen cinsten değil. O kadar gerçek ve çarpıcı ki sade bir anlatımla “ünlü” olmak istemediğini defalarca söyleyen ancak kendini ifade edebildiği müziğin peşinden koşan yalnız bir insanın hikayesi. Hiçbir zaman piyasa müziği yapmayan, sürüye dahil olmayan, paranın veya şöhretin ehlileştiremediği bir ruh. Alkol bağımlılığıyla ilgili “soyadım Winehouse işte tam karşılığı” diyen biri. Ella Fitzgerald, Tony Bennett gibi isimleri idol olarak gören ve biyografik şarkı sözleri yazan, müthiş bir gırtlağa sahip olan bu kadın , “Back To Black” albümüyle 2008 yılında beş Grammy ödülü aldı.  2009 Guinness Rekorlar Kitabı’na “En çok Grammy Ödülü kazanan İngiliz kadın sanatçı” olarak girdi. Albümde yer alan “Rehab” şarkısı aylarca liste başı oldu.

Şarkının nakaratında “Beni rehabilitasyona göndermeye çalıştılar ama ben hayır dedim” sözleri geçiyordu:

*Belgeselde çocukluk arkadaşının ödül gecesine dair ilginç ve üzücü bir anekdotu var.

“Aşkın Bağımlılık Hali”

İlk ve son aşkım dediği, 2003 yılında bir barda tanıştığı Blake Fielder Civil’le, 2007’de evlendi ancak bu birliktelik daha çok sansasyonel olaylara ve skandallara imza atılan bir antlaşmaya dönüştü. Eroin bağımlılığıyla ilgili anne ve babası Blake’i suçlasa da bu gidişata neden dur diyemedikleri muamma. İnişli çıkışlı bir birliktelik ve medya ordusunun peşlerinden gittikleri bir serüven. Evlendikleri yıl tedavi görmek için başladıkları rehabilitasyon süreci ise ne yazık ki sonuçsuz kalmış. Olaylar şiddet ve aşırı doz haberleri ile artık ayyuka çıkıp iyice çirkinleşmeye başlamış. Blake’in hırsızlık suçundan hapse girdiği dönemde Amy tedavi için yattığı merkezde psikolojik çöküntü içindeyken ise ailenin  Blake Fielder Civil’le ilgili hastaneye yolladığı çiçeklerin içinde uyuşturucu madde buldukları iddiası mevcut. 2009 yılında boşandılar ancak Amy için artık hiçbir şey eskisi gibi olamadı.

 “Zor Zamanlar”

Amy’i sahnede ve gündelik hayatta ayık görmemizin mümkün olmayacağı zamanlar, boşanmadan kısa bir süre sonra daha da artıyor. Amerika’nın en büyük şov programlarında dalga konusu haline gelen bu durum artık insanların üzüldüğü bir düşkün veya müziğini takdir ettiği bir sanatçı değil acımasızca güldüğü bir parodi gibi izlenir oldu. Şok edici ve acı dolu bu olayları izlerken, “yok mu kardeşim kimse bu işe bir müdahale etsin, kadın ölecek” diye isyan ediyor insan. 15 yaşından bu yana Blumia hastası olan Amy (Yediklerini çıkararak kilo vermeye çalışma nevrozu), kullandığı maddelerden de ötürü, fiziksel olarak o kadar çok değişiyor ki yakışı kalmayan benzetmelere, saldırılara maruz kalıyor.  Bu değişimi net olarak gösteren birçok fotoğraf ve video olsa da buna bir göz atın:

The Changing Face Of Amy Winehouse:

https://www.youtube.com/watch?v=FrQPs8fljlY

“Mart 2011 Tony Bennett’la Düet”

Tony Bennett’ın Duets II albümünde Body and Soul şarkısını birlikte seslendirdiler. Ve Amy’nin tüm belgesel boyunca (belki de hayatında) en mutlu ve heyecanlı olduğu ana filmin bu sahnelerinde şahit oluyoruz. “Hayatımda hiçbir zaman idolümle şarkı söylemedim, bu çok tuhaf ve güzel bir şey” diyor Amy. Tüm sahne performanslarından farklı olarak küçük bir kıza dönüşüyor adeta. Belgeselde yer almayan önemli detaylardan biri ise; 2012 Şubat ayında Tony Bennett ve Amy Winehouse’un düeti, Grammy’de Pop Duo/Group Performance dalında ödüle layık görüldü. Amy bunu göremese de anne ve babası ödülü almak için oradaydı.

Tony Bennett ve Amy Winehouse’un düeti: https://www.youtube.com/watch?v=F9BZLTuYMXI

“Hiçbir Şey İyiye Gitmedi”

Arada güzel şeyler olsa da Amy günden güne kötüye gitti. Ve takvimler 18 Haziran 2011’i gösterdiğinde, Belgrad Konseri’ndeki hali onun artık sona doğru geldiğinin ispatı gibiydi. Amy ayakta zor duruyor, şarkı söyleyemiyordu. Ve sonunda sahnede dakikalarca yuhalandı. 20 Haziran Türkiye konseri için İstanbul’a gelen Winehouse özür dilereyek konseri iptal edip ülkesine döndü. Ve sonraki Atina konseri dahil tüm programlar iptal edildi.

Belgrad Konseri’nden:

https://www.youtube.com/watch?v=RgllMSwSikg

Her şeyi değiştirmek istediği, bağımlılıklarından tamamen arınma kararı aldığı ve yaşamını müziğe adayacağını söylediği günlerden kısa bir süre sonra alkol zehirlenmesi sonucu kalbinin durmasıyla hayatını kaybetti.

“Kimin Suçlu Olduğunun Önemi Olmayan Bir Hayat”

Eski eş aileyi, anne baba eski eşi suçlayadursun, bazen hiçbir şeyin önemli olmadığı durumlar vardır ya hani… Amy’nin ölümünde kimin suçlu olduğunu; bir zamandan sonra önemsememeye, eroin mi yoksa aşk mı veya babasına duyduğu özlem mi derken, sonuçta kalbi yaşadıklarına dayanamamış, bir bağımlıdan ziyade kırgın bir ruh olarak göçüp gitmesine fazlaca üzülüyorsunuz. Çünkü bu hikaye bir kurgu veya senaryo değil gerçek olamayacak kadar dokunaklı bir dram. Ölümünden sonra ailesi bir kitap çıkarmış, eski eşle aralarındaki husumet ise tam olarak bitmiş değil… Ancak kamera istemiyorum diye son görüntülerde babasına ısrarla ricada bulunsa da, babasının gizli kamerayla hala çekime devam ediyor oluşu da pek bir can sıkıcı ve düşündürücü…

Özetle:

Amy, 2016 Oscar Ödülleri’nde “En İyi Belgesel”  ödülünü aldı. Yönetmen koltuğunda ise Senna, The Warrior gibi belgesellere de imza atan bol ödüllü Asif Kapadia var. Biyografi türünü sevenler için gerek hikayesi, gerek kurgu ve teknik detaylarıyla dikkat çeken Amy, müthiş bir yeteneğin acı dolu öyküsünü izlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir film.

Birkaç Not:

*Eğer Amy Winehouse yaşasaydı, 35 yaşında olacaktı. Ne gariptir ki, o da hayatları dramlarla dolu olan Kurt Cobain, Janis Joplin ve  Jimi Hendrix’le aynı yaşta aramızdan ayrıldı.

** Blake Fielder Civil cenaze töreni olduğunda hırsızlık suçundan hapisteydi, izin alma şansına sahip olsa da törene gelmesi men edildi.

***Amy Winehouse vasiyetinde eski eşe hiçbir miras hakkı tanımadı.

****İngiltere’de yaşadığı sokakta bir heykeli yaptırılmış.

*****Babası filmin finalini izlediğinde, bazı sahnelerin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek bu kısımları kaldırtmış ancak yapımcılar ve yönetmen aynı fikirde değilmiş.

*****Ölümünden üç gün önce İngiltere’de bir Pub’da dans ederken görüntülendi.

******Amy belgeselinin Imdb puanı7.9 ve  fragmanı: