michael jackson

“Ben yalnızca dürüst olmak isteyen, insanları mutlu etmeye çalışan biriyim. Tanrı’nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun ‘kaçış duygusu’ vermek amacım. Kalbim burada işte. Tüm yapmak istediğim bu…”

Gary, Indiana, ABD…

Müziğe büyük bir tutkuyla bağlı olan ailenin reisi Joseph, fabrika işçisiydi. Ancak büyük tutkusu olan müzik, hayatının büyük bir bölümünü kaplıyordu. Joseph, boş zamanlarında gitar çalıyor ve çocuklarına da bu tutkuyu aşılıyordu. Joseph’in eşi Katherine de bu tutkuyu destekliyor, çocuklarının müzikle büyümesinden keyif alıyordu.

Joseph, oğullarının yeteneklerini keşfetmiş ve onları profesyonel birer müzisyen haline getirme konusunda büyük hayaller kurmuştu. Oğulları, onu yanıltmadılar. JackieTitoMarlon ve Jermaine, çocukluk yıllarında potansiyel birer dünya yıldızı olacaklar, ancak sonradan gruba katılacak küçük kardeşleri, hepsinden birkaç adım öne çıkarak “Pop’un Kralı” olacaktı.

29 Ağustos 1958…

Dokuz çocuklu ailenin yedinci üyesi olarak dünyaya gelmişti… Baba Joseph ve eşi Katherine, ona Michael Joseph ismini verdiler. Michael Joseph Jackson. Bilinen ismiyle; Michael Jackson.

Michael, çok küçük yaştan itibaren artık birer müzisyen olmuş ağabeylerinin arasında, notalarla büyüyordu. Hali hazırda kurulmuş olan  The Jackson Brothers grubu, çok küçük yaştan itibaren sesinin güzelliği fark edilecek olan Michael’ın da katılmasıyla birlikte, The Jackson 5 adını alacaktı.

Michael’ın sesi ve dans yeteneği çok kısa sürede ön plana çıktı. Yaşı çok küçük olmasına rağmen kentte müthiş bir ilgiyi üzerine toplamıştı. The Jackson 5, birkaç yıl boyunca şehirdeki irili ufaklı birçok barda sahne almış, çeşitli yarışmalara katılmıştı. Bunlardan biri, Harlem, New York’ta bulunan Apollo Tiyatrosu’nda düzenlenen büyük bir organizasyondu. The Jackson 5, bu yarışmada galip geldi ve ünleri ülke çapında yayılmaya başladı.

The Jackson 5, yarışmanın da etkisiyle, dönemin en büyük plak şirketlerinden biri olan Motown‘ın kurucusu Berry Gordy‘nin dikkatini çekti. Gordy, grupla yaptığı anlaşma doğrultusunda ailenin California’ya taşınmasına öncülük etti. Anlaşma diyoruz ancak, çocukların burada söz hakkı yoktu… Tüm söz hakkı ve anlaşmalar, babalarının yani Joseph Jackson’ın iki dudağının arasındaydı.

1968’de Michael on yaşındayken yapılan bu anlaşmanın ardından, aileyi California’da yepyeni ve olabildiğine parlak, ancak bir o kadar da problemli günler bekliyordu.

Motown, Suzanne de Passe’ın menajerliğinde ilk dört tekli, “I Want You Back“, “ABC“, “The Love You Save“, “I’ll Be There” şarkılarını piyasaya sürdü. Yer yerinden oynadı desek yanlış olmaz çünkü, bu dört şarkının her biri listelerde zirveyi gördü.

The Jackson 5, yetmişli yılların başında, siyahi pop ve vokal gruplarının bir numaralı temsilcisi haline geldi. Michael, çok küçük yaşta edindiği sahne tecrübesini akıllıca kullanacak, çok çalışacak, büyülü yorumunu, enfes dansı ile birleştirerek kendi yolunu çizecekti.

Bunun ilk sinyalleri, Michael’ın yine The Jackson 5’a bağlı olarak Motown’dan piyasaya sürülen; “Got To Be There“, “Ben“, “Music and Me” ve “Forever Michael” adlı ilk solo albümlerde geldi.

1978’e gelindiğinde ise, Michael için farklı tecrübeler söz konusu olacaktı. Jackson, korkuluğu canlandırdığı “The Wiz” adlı müzikal filmde, Diana Ross ile birlikte rol aldı. Tam da bu dönemde, müzikalde kullanılacak olan şarkıları aranje eden Quincy Jones ile Michael’ın yolları kesişti. Quincy ile Michael’ın bir araya gelişi, müzik tarihinin en önemli buluşmalarından biri aslında… Çünkü Michael’ın rekor düzeyde, milyonlarca satacak albümlerinin mimarı diyebiliriz Quincy Jones için.

1979, Michael Jackson adına bir dönüm noktasıydı. Kardeşlerinden bağımsız olarak düzenlediği ilk gerçek solo albümü “Off The Wall” bu yıl içinde piyasaya sürüldü.  “Don’t Stop ‘Til You Get Enough“, “She’s Out Of My Life“, “Off The Wall“, “Rock With You” gibi dünya çapında ses getiren birçok hit parçayı içinde barındıran bu albüm, inanılmaz satış rakamlarına ulaşarak, Michael’ı pop müzik ve eğlence dünyasının idolü haline getirecek, sanatçıya ilk önemli ödüllerini kazandırmaya başlayacaktı.

1980 yılında, American Music Awards tarafından üç dalda ödüle layık görülen albüm, birçok liste başarı ödülünün de sahibi oldu. Aynı yılın Şubat ayına gelindiğinde, Michael yine “Don’t Stop ‘Til You Get Enough” ile “En İyi R&B Erkek Vokal” dalında ilk Grammy ödülünü aldı.

1982…

Kardeşlerinden bağımsız olarak, artık tek başına tam anlamı ile bir ikon haline gelen Michael Jackson, kaderini değiştiren adam Quincy Jones’un prodüktörlüğünde “Thriller” albümünü bitirdi. Epic Records‘tan çıkan albüm, 2017 verisiyle 105 milyondan fazla kopya satarak, ulaşılması çok zor bir rekorun sahibi olacaktı.

Albümdeki her parça hit olurken, dünya, yepyeni gelişmelere de tanıklık ediyordu. MTV, “Billie Jean” adlı şarkının büyük başarısının ardından gelen baskılara dayanamamış ve şarkının video klibini yayınlamak zorunda kalmıştı. Bu, MTV için bir ilkti. MTV, açıldığından beri ilk kez siyahi bir yorumcunun şarkısını ekranına taşıyordu.

Billie Jean” fırtınasının ardından, bir başka fırtına dünyayı kasıp kavurdu… “Thriller“, video klibi ile dönemin en iyi plastik makyaj tekniklerinin kullanıldığı, ‘Yaşayan Ölüler’ temalı, 13 dakikalık bir kısa film tadındaydı. Bu prodüksiyon öylesine beğeni topladı ki, gelen yoğun talepler üzerine yapımcı firma, klibin VHS Video formatında kopyasını piyasaya sürdü. Kaset, inanılmaz bir satış rakamına ulaşarak bir başka rekorun sahibi oldu.

Thriller” rüyası sürerken, aslında konuya hiç de sıcak bakmayan Michael, gelen bir teklifi kabul etmek durumunda kaldı. The Jackson 5’ın dünya çapında şöhretine kapı açan Motown firmasının 25. kuruluş yıl dönümü sebebiyle bir organizasyon düzenlenecekti. The Jackson 5 ve elbette Michael Jackson, özel davetliydi. Ancak tek başına kariyer basamaklarını hızla tırmanan Michael, bu teklife sıcak bakmıyordu. Motown’un kurucusu Berry Gordy ve kardeşlerinin de yoğun ısrarlarına daha fazla dayanamayan Michael, gecede sahne almayı kabul etti. Elbette, Berry Gordy’nin özel bir ricası olacaktı… Michael, sahnede “Billie Jean” performansı sergileyecekti.

O gece tüm dünya, canlı yayında Michael’ın “Moonwalk” efsanesinin doğuşuna şahit olacaktı… Moonwalk, Michael tarafından ilk kez o sahnede sergilendi.

Thriller” albümü, tam 37 hafta zirveden inmedi… Albümün listelerde geçirdiği süre ise 122 hafta. Grammy ödüllerinde 12 dalda aday gösterilen Michael Jackson ve “Thriller“, geceden 8 ödülle ayrıldı.

Bu sırada, Pepsi ile sponsorluk anlaşması imzalayan ve kardeşleriyle birlikte şirketin reklam filmlerinde rol alan Jackson’ın başına talihsiz bir olay geldi. Reklam çekiminde, havai fişek gösterisi esnasında saçları alev alarak cildinde ciddi hasar meydana geldi. Jackson, gördüğü fiziksel zarardan şirketi sorumlu tuttu ve tazminat davası açtı. Lehine sonuçlanan davadan kazandığı astronomik meblağı ise, tedavisini yürüten hastaneye bağışladı.

1987…

Michael Jackson, artık dünya çapında, milyonlarca hayranı olan bir yıldızdı… Takvimler 1987 yılını gösterdiğinde, “Bad” albümü piyasaya sürüldü. Bu albüm, Michael’ın Michael olmasında en büyük pay sahibi olan Quincy Jones’un yapımcılığını üstlendiği son Michael Jackson albümü olacaktı.

Bad“, Amerikan müzik tarihinde beş şarkısı birden sırayla zirveye oturan ilk albüm özelliğini taşıyordu. “Bad” şarkısının video klibi, yine “Thriller” gibi bir kısa film olarak çekildi… Bu kez yönetmen koltuğunda çağımızın en iyi yönetmenlerinden Martin Scorsese oturuyordu ve klibin süresi 18 dakikaydı.

Michael bu dönemde, artık açıkça gözle görünür olan teninin renk farkı ile ve bunun getirdiği sansasyonlar ile uğraştı. Medya, Michael Jackson’ın siyahi olmaktan utandığı bu sebeple ten rengini operasyonlar ile açtığını iddia etti. “Operasyon” kısmı doğruydu ancak Michael Jackson için bu bir tercih değildi. İleri derecede Vitiligo hastası olan Michael’ın teninin büyük bölümünde beyaz lekeler ortaya çıkmıştı. Bu lekelerle yaşamak tahmin edeceğiniz üzere oldukça zor olduğundan, Michael bir operasyon sürecine girdi ve derisinin tamamen beyaza dönüşmesi amacıyla çeşitli tıbbi malzemeler ve kremler kullanmaya başladı. Neticede görsel ve yazılı basın, iddiasının arkasındaydı. Michael, üzerine yüklenen bu imajı hiçbir zaman tam anlamı ile zihinlerden silemedi.

Bad” albümü, tüm bu sansasyonların ortasında kaldı. Tüm bu negatif havaya rağmen, albüm yine oldukça yüksek bir satış rakamına ulaştı. Albüm haricinde, bir kısa film olan “Bad” videosu da yine VHS formatında satışa sunuldu ve yeni bir rekorun sahibi oldu.

Michael Jackson, klip çekimleri, turneler derken, araya bir de film sıkıştırdı… “Moonwalker

Film, izleyicilerden büyük ilgi gördü… Filmin VHS sürümü bir milyonun üzerinde satarak bu alanda da bir başka rekora imza attı. “Bad” albümünde yer alan “Smooth Criminal” adlı şarkıya ait video klibin görüntüleri, filmden etkileyici bir sahne olarak hafızalara kazındı.

1991…

1991’de, Jackson, yapım şirketini değiştirerek astronomik bir rakamla Sony ile sözleşme imzaladı. 15 yıllık bir sürece ve altı albüm ile bir film çalışmasına dayanan kontrat, Michael’a sağladığı ekonomik getiriyle, adından çok söz ettirdi. Aynı yılın Kasım ayında, Jacko’nun yeni albümü “Dangerous” piyasaya çıktı.

Albümün hit şarkısı “Black or White” oldu… Şarkının video klibi, birçok anlamda sansasyoneldi… Michael klipte ırkçılık, cinsellik ve şiddet üzerine birçok ‘karşıt’ mesaj gönderiyordu.

Bütün sert eleştirilere rağmen, “Black or White” ve albümün diğer hitleri olan “Remember The Time“, “Jam“, “In The Closet” ve elbette “Dangerous” sayesinde albüm toplamda 22 milyondan fazla satış rakamına ulaştı.

Aynı yıl Jackson, sosyal sorumluluk çerçevesinde, hümanist projelere imza atmaya devam etti ve “Heal the World Foundation” adı altında bir fon kurdu. Fonun amacı, çocukların daha iyi ve eşit yaşam koşullarına sahip şekilde büyümesini, yaşadıkları topluma faydalı hale gelmesini sağlamaktı. Kuruluşun faaliyet merkezi California’daydı ve yardıma muhtaç çocuklar, ünlü yıldızın Neverlandçiftliğindeki oyun alanlarından yararlanıyordu. Jackson bu fon için 3.5 milyon kişiye 67 tane konser verdi.

1993’te, 27. Superbowl maçının devre arasında mini bir konser veren Michael, Amerikan televizyonlarında o zamana kadar elde edilmiş en büyük izlenme payına sahip oldu ve yaklaşık 100 milyon kişiyi ekranları başına topladı. Şubat ayında düzenlenen 35. Grammy ödül töreninde, Jackson’a “Yaşayan Efsane” ödülü verildi.

1995…

Michael 1995’te; “HIStory: Past, Present And Future” adlı yeni albümünün birinci bölümünü piyasaya sürdü. “HIStory Begins”, albüm serisinin başlangıç halkasıydı ve cover yapılan 15 eski hit şarkıdan oluşuyordu. Albümün ikinci ve tamamlayıcı halkası olan “HIStory Continues“, 15 yeni şarkı barındırıyordu. Albümün çıkış şarkısı, Michael’ın kardeşi Janet Jackson ile birlikte seslendirdiği “Scream” oldu.  Şarkının video klibi ise, tüm zamanların en yüksek bütçeli video klibi unvanını taşıyacaktı.

Albümün başarısı yine tüm dünyaya yayılırken, Michael’ın özel hayatı da hareketliydi… Michael, bir başka efsane Elvis Presley‘in kızı, Lisa Marie Presley ile evlendi. Ancak, Michael’ın o günlerde yaşadığı zor hadiselerden dolayı iyice deforme olan psikolojisi, Lisa Marie ile derin bir aşk yaşamasına engel oldu ve bu evlilik 18 ay gibi kısa bir sürede noktalandı. Son albümünün konserleri devam ederken bu kez Deborah Jeanne Rowe ile evlendi ancak bu evlilik de uzun ömürlü olmadı… Michael, Debbie’den de olaylı bir şekilde ayrıldı.

Michael’ın bu dönemden kalan belki de en çarpıcı hatırası, Lisa Marie ile birlikte kamera karşısına geçtikleri “You Are Not Alone” klibi oldu.

Özel hayatındaki çalkantılı gelişmeler ve artık büyüleyici yaşamının da getirdiği yorgunluklar sebebiyle Michael Jackson, bundan sonraki albümlerinde eskisi kadar başarı yakalayamasa da, konserlerinde binlerce kişi onun adını haykırmayı sürdürüyordu. O bir yaşayan efsaneydi.

25 Haziran 2009… 14:26…

Michael Jackson’ın kalp durması sonucu Los Angeles’ta hayata veda ettiği açıklandı. Akşam saatlerinde Los Angeles’taki evinde, Londra’da vereceği konserlerin provaları arasında inzivaya çekilmiş dinlenirken, sabah saatlerinde ani bir şekilde fenalaştı ve UCLA Tıp Merkezi’ne kaldırıldı. Nefes darlığı yaşayan ve bilinci kapanan Michael, bir süre sonra komaya girdi… Yapılan tüm müdahalelere rağmen duran kalbi tekrar çalıştırılamadı ve hayata gözlerini yumdu. Daha sonra yapılan otopsilerde ise Jackson’ın ölmeden önce gayet sağlıklı olduğu ve asıl ölüm nedeninin kullandığı kuvvetli anestezi ilacı olduğu açıklandı.

Dünya şoke olmuş durumdaydı… Bir asrın gördüğü en büyük sahne adamı, şovmen, aniden hayata gözlerini yummuştu. Michael için 7 Temmuz 2009’da, ölmeden iki gün önce son provasını yaptığı Staples Center‘da bir anma töreni düzenlendi. Törene birçok ünlü müzik adamı, yorumcu, oyuncu ve elbette tam kadro halde, ailesi katıldı. Michael’ın kızı Paris de, kısa bir konuşma ile törene damga vurdu. Paris’in çocuk yüreğinde taşıdığı o masum duygular sesine yansımış ve izleyen herkesi ağlatmıştı.

“Elveda baba”

Ölümünden bir müddet sonra, kendisinin yaşadığına dair birçok iddia ortaya atıldı. Hemen her gün yeni bir görüntü, bir fotoğraf altına not düşülüyordu; “Michael yaşıyor!“. Elbette bunların hiçbiri kanıt boyutuna ulaşamadı.

Ölümüyle ilgili doktoruna Şubat 2011’de açılan dava, 8 Kasım 2011’de karara bağlandı… Jackson’ın doktoru Conrad Murray, popun kralına ölümcül olabilecek düzeyde ve ameliyatlarda kullanılan Propofol denilen ilacı, gerekli teçhizat ve ekip olmadan verdiği, onu ilacı aldığı süreden itibaren alarmlı monitörle izlemesi gerekirken, sanatçının ölümünden önce sevgilisiyle telefonda konuşmak için dışarı çıktığı, bu sırada fenalaşan Jackson’a yanlış ilk yardımda bulunarak, ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle kasıtsız adam öldürmekten suçlu bulundu. Doktorluk lisansı iptal edilen Murray, dört yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Büyülü ve çılgınca bir hayatın ardından, Michael’dan geriye hiçbir zaman silinmeyecek birçok efsanevi şarkı ve nesiller boyunca sahne üzerinde kullanılacak, eşsiz dans figürleri kaldı.