Human Belgesel
Orada Uzakta Bir Dünya Var!

Saf gerçeklikle izleyiciyi baş başa bırakan Human’da, belki de sadece ismini duyduğunuz ülkelerden insanları görme ve düşüncelerini dinleme şansına sahip olacaksınız. İki yılı aşan bir sürede, 60’ın üstünde farklı ülkeden, 2020 kişiyle yapılmış röportajların bir bütünü Human. Tanımlaması zor, büyüleyici ve evrenselliğin en iyi rehberlerinden biri. İnsan olmanın ne olduğunu derinden düşündüren, bir çok kavramı açık ve metaforik şekilde yansıtan çok etkileyici bir belgesel. Teknoloji sayesinde birçok insana, bilgiye ulaşabildiğimizi  iddia ettiğimiz bu kocaman dünyada, bambaşka insanların ve kültürlerin bir aynasıyla karşı karşıya gelmeye hazır olun!

Farklı Hayatlar ve Hikayeler

Özgürlük, mutluluk, aşk, savaş ve yaşama dair soruların cevaplarını duydukça sarsan, kendi dünyamızın nerede olduğunu ustaca sorgulatan iki saati aşan süresiyle dramı da, tebessümü de gerçeklikle ruhunuzda hissedebileceğiniz muhteşem bir belgesel. Siyasi olarak bir okuma da yapabilirsiniz, hayatın anlamını da, yaşamın çeşitliliğini veya toplumsal değerlerleri de düşünebilirsiniz. Yaşamın sonsuz kıyılarla çevrili olduğunu bilirken; sınırların, savaşların insanlara neler yaptırdığını… Cesareti, yalnızlığı ve sevgiyi.

Bakış açılarımızın yaşadığımız coğrafyaya göre nasıl şekillendiğini ancak hepimizin bir olduğunu, derdimizin tasamızın ne kadar benzer olduğunu da  görebilirsiniz. Yani bu belgeseli bir çok farklı okumayla ele alabiliriz. Fransız yönetmen ve fotoğrafçı Yann Arthus-Bertrand’ın bu sosyolojik şaheseri, izleyip rafa kaldırabileceğiniz cinsten değil. Röportajların arasına eklenen sahneler ve müzikler ise sizi bambaşka duygulara ve evrende nerede olduğunuza dair bir çok soruyu farkında olmaksızın size sorduracak cinsten.

Fragmana bir göz atalım:

Yann Arthus-Bertrand Kimdir?

 

“Yedi milyon insanın yaşadığı bir dünyada hayatını sürdüren bir erkeğim. Son 40 yıl boyunca yaşadığımız gezegeni ve insan çeşitliliğine dair yüzlerce fotoğraf çektim.  Ancak insanların bir arada yaşamak için hiç bir şey yapmadığına ve ilerleme kaydetmediğini hissettim. Birlikte yaşamayı beceremiyoruz? Peki Neden? Ben hiç bir istatistiğe veya cevaba önem vermiyorum çünkü o insanlardan biriyim”

 

Human Belgeseli Yann Arthus-Bertrand

1946 yılında Fransa’da dünyaya gelen Yann Arthus-Bertrand çocukluğundan bu yana doğaya ve hayvanlara hayranlık besledi. 1992 yılında Earth Summit Rio’da (Rio Dünya Zirvesi) Earth From Above adında bir kitap yayınladı ve üç milyondan fazla bir satışa ulaştı. 100 ülkede açık hava fotoğrafçılığı alanında sergi açtı ve uluslararası bir başarı kazandı. Bu sergiler dünyada 200 milyondan fazla insana ulaştı. Good Planet’ı kurarak çevresel sorumluluğa karşı bağlılığını da vakıflaştırmış oldu. 2005 yılından bu yana kar gütmeyen vakıf, ihtiyaç sahibi insanlara eğitim hizmetleri sağlarken, iklim değişiklikleri ve çevresel sorunlarla mücadele ediyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı kapsamında, çalışmalarından ötürü “İyi Niyet Elçisi” seçildi. 2009 yılında “Home” ve “7 Billion Others” adlı ilk uzun metrajlı belgesel filmlerini çekti. Bu film dünya çapında 600 milyondan fazla izleyiciyle buluştu. 2011 yılında ise Michael Pitiot’la birlikte Planet Ocean’ı yönetti. 2015’te ise yazımıza konu olan Human geldi. Kolektif bilince dair çok fazla sözü olan yapımlara imza atan Bertrand aynı zamanda televizyon belgeselleri ve bir seriye de imza attı.

Aslında bir çoğumuzun sosyal medyadan hatırlayacağı; Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica’nın konuşması, Human belgeselinde yer alan yüzlerce röportajdan sadece biriydi:

Muhteşem Bir Soundtrack

Belgeselin müzikleri Armand Amar’a ait, çekimler ve müziklerin kurgusu ise kusursuz. Albümde 23 parça var ve hepsi birbirinden güzel. Etnik altyapı ile hazırlanmış olanlar ağırlıkta. Fakat tam da burada, belgeseli izlerken türkçe bir türkü başlıyor.  Sözlerden yola çıkarak araştırıp buluyoruz, Erzurum’lu İbrahim Hakkı’nın yazdığı Tefvizname şiirinden alınan sözler ve Gülay Hacer Toruk seslendiriyor: (Müziğin sesini açarak dinleyin lütfen:)

“Bu nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırağ olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Bu nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırağ olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Gülay Hacer Toruk’un güçlü ve etkileyici performansı ve böyle bir yapımda türkçe sözler duymak gerçekten gurur verici!

Biz de kendisine ulaşıp, projeye nasıl dahil olduğunu, süreçle ilgili deneyimlerini sorduk. 

Gulay Hacer Toruk

Gülay Hanım öncelikle çok teşekkürler. Projeye nasıl dahil olduğunuzu paylaşabilir misiniz?

Human filminin müzik direktörü Armand Amar ile daha önce başka film müzikleri üzerinde de çalışmıştık. Bir önceki filmi  Yann-Arthus Bertrand’dan « Mediterranean, Our See To Us All » adlı belgeseliydi. Yönetmen Akdeniz ülkelerini bir kuş misali gezip orada yaşayan medeniyetlerin zenginliklerini gösteren ve müzikleri eşliğinde sunan bir belgesel. Türkiye müziğini temsil etmek için ise beni davet ettiler. O gün bir türkü kaydettim ve kayıt bittikten sonra tam gidecektim ki, tanıdığım bir müzisyen arkadaşım, fransız müzisyen Haroun Teboul içeri girdi. Elinde de uğradigi bir dergahtan verdikleri bir şiir. Beğendiysen okuyalım mı dedi. Haroun tanburuyla, piyanoda ise Julien Carton ve ben sesimle şiiri iki kayıt arasında, hissettiğimiz gibi okuduk. Armand Amar da, bizden habersiz kayıt almış. Bittikten sonra dinletti ve bunu da filme istiyorum dedi. Mediterranean Our See To Us All filminin kayıtlarıydı ancak yönetmen ve müzik direktörü, bir sonraki filmin duygusuna da yakıştırmışlar. Ses-piyano versiyonuyla Human filmi müziğinde yer aldı.

Belgeseller dışında da çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

2017 yazında başka bir filmin, Belçikalı yönetmen Tülin Özdemir’in  “Lunes Rousses”» isimli belgeselin müziğini yapmak ve filmde oynamak üzere Konya’nın köylerine gelmiştim. Bir kaç sene önce “Trio Tzane” adlı çok sesli müzik grubumla da İstanbul’a. İstanbul Balkan Turnemiz’in son durağıydı. Müziğimiz özellikle İstanbul’da çok güzel karşılanmıştı. Aynı sene albümümüz “Gaïtani” halen Türkiye’de  satışta olan albümlerimizden. Şimdilerde; Eleonore Fourniau, Cangül Kanat, Petra Nachtmanova ve benden oluşan “Telli Turnalar” adlı Quartet ile Anadolu’nun zenginliklerini Fransa’daki müzik severlere tanıtıyoruz.Ben İstanbul doğumluyum ama Fransa’da, gurbetçi anne babamın gönüllerinde taşıdıkları türkülerle büyüdüm. Taş yerinde ağırdır. Uzun zamandır Fransa’da yaşıyorum ama türkülerimizin buralarda da yankılanması, biz insanlar oradan oraya savrulsak bile, sesimizin doğduğumuz topraklarda dinlenilmesi beni çok mutlu ediyor.

Belgesele Dair Son Sözler…

İzleyin, izlettirin…!

Küçük bir mola verin hayata.

İnsanların dünyada hangi şartlarda yaşadığını da düşünebilirsiniz, belki kendi sıkıntılarınızı veya dünyanın asıl sorunun ne olduğunu!

Taraf olmanın ne kadar kolay ancak hangi tarafta olduğumuzun nasıl belirlendiğini.

Mutluluğun sınırlarının ne kadar kalın çizgilerle çizildiğini, yokluğu, varlığı,savaşı ve barışı!

Yani Human’ı izlemek bir yolculuğa çıkmak gibi.

İyi Seyirler!

(Imdb Puanı: 8.7)