Listen to me marlon
Marlon Brando Anlatıyor!

2004 yılında hayata veda eden Marlon Brando, 2015 yılında vizyona giren filmde kendi belgeselinin anlatıcısı rolünde… Daha önce hiç yayınlanmayan ve yaşamı boyunca gizli kayıtlar yapan Brando’nun anlatımlarından kurgulanan belgesel, benzersiz ve son yılların en farklı yapımlarından biri. Ancak belgeseli benzersiz kılan; ölümünden sonra filmin anlatıcısı olmasından ziyade anlattıkları ve hayatı. Oyunculuk kariyeri belgeselde yer alsa da, daha çok kendini “sorunlu, yalnız ve kederli bir adam” olarak tanımlayan bir insanın dramı. “Bu kayıtlar iyi bir biyografi belgeseli olur” diyor ve öyle de oluyor.

Önce fragmana göz atalım:

Belgeselin başında, ses kayıtlarını neden yaptığıyla ilgili kısa bir açıklama ardından şu sözler geliyor: (Buradan anlaşılacağı üzere kasetlerdeki sözler oldukça duygusal ve edebi birer metin gibi…)

“Yarın, yarın ve yarın,

Günden güne süzülüyor bu ufak yüze,

Kaydedilen zamanın son noktasına dek.

Bütün dünlerimiz o tatsız ölüme doğru bütün ahmaklara ışık oldu,

Kısacık mum sönüyor ,

Hayat yürüyen bir gölge.

Zavallı bir oyuncudur sahnede kibirlenip rahatsızlık veren, 

Duyulmaz sesi bir daha.

Bu hikakeyi anlatan bir aptal.

Ses ve öfke dolu bir hiç…”

Hikayenin Başladığı Yer

 

marlon brando childŞiirsel bir anlatımla başlayan belgesel; bir anda Marlon Brando’nun evinde gerçekleşen cinayet haberiyle devam ediyor. Filmdeki görüntülerin hepsi arşiv görüntüleri kullanılarak hazırlanmış. Brando’nun oğlu Christian Brando, üvey kızkardeşi Cheyenne Brando’nun nişanlısı Dag Drollet’i öldürüyor ve Christian on yıl hapis cezasına çarptırılıyor. Olayın olduğu sabah ise Marlon Brando “evime ıstırap geldi” diyerek ve daha fazla konuşamadan basının yanından gözyaşları içinde ayrılıyor. Ancak ne yazık ki bu açıklamayı yaparken ilerleyen yıllarda kızı Cheyenne’in intihar edeceğinden habersiz…

Marlon Brando’nun çocukluğundan itibaren sorunlu aile yaşamına, kariyerine, hayata olan bakışına ve küskünlüklerine uzanan yaklaşık iki saat süren belgesel işte tam da burada başlıyor. Listen To Me Marlon yüzlerce saatlik kayıtların arasından seçilmiş, doğal ve gerçek sözlerin büyüsü size dokunuyor. Unutulmaz performansı “Godfather”daki rolü Don Vito Corleone’e veya Last Tango In Paris, Dr Moreau veya sayabileceğimiz onlarca filmi hakkında methiyeler yok. Burada oyunculuk hakkında söyledikleri ise  müthiş bir bakış açısı ve girdiği rolleri belki de neden bu denli başarılı performanslarla canlandırdığı konusunda çok düşündürücü.

Marlon Brando

Dramla dolu hayatların merkezinde sorunlu bir çocukluk ve ebeveynler olması pek de şaşırmadığımız bir durum. Malesef Brando’nun da hayatında sevmediği ve annesine şiddet uygulayan bir babası var. Brando’nun şu sözleri gerçekten iç burkan cinsten:

Birbirimize dayanır gibi yaptık.

Ben sevgili oğlu oynadım…

Onlar da sevecen aileyi oynadı.

Çok ikiyüzlüydük.

(Daha sonra kendisi baba olduğunda neler söylediğini ise izleyip görmeniz gerek, diyelim ve spoiler’den biraz kaçınmaya çalışalım.)

 

En İyi Filmlerinden Bölümler

Brando’nun fırtınalı yaşamı, oyunculuğu, çapkınlıkları, aktivist ve muhalif yanlarını yakından görebileceğimiz filmde, elbette en iyi performanslarından seçkiler ve film çekimlerindeki kimi anları ve hissettiklerine de şahit olacağız. Fakat burada önemli bir not paylaşalım Akademi Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü reddeden bir aktörden söz ediyoruz. Belgeselde 1973 yılındaki Oscar Tören görüntüleri de mevcut.

Unutulmaz aktörün performanslarını hatırlayacağımız ufak bir video da biz paylaşalım, film dışı olsun:

Listen To Me Marlon yazımızın sonuna yaklaşırken, belgeselde yer almayan bazı bilgileri ve prodüksiyon notlarını paylaşalım:

Oğlu Christian Brando 49 yaşında hayatını kaybetti.

christian brando

Kızı Cheyenne’in oğlu Tuki Brando modellik yapıyor:

marlon grandson

Blue Blood, Fire In Babylon gibi yapımlarında yönetmenliğini yapan Stevan Riley aynı zamanda belgeselin senaryosuna da imza attı. 2016 yılında Bafta’da En İyi Belgesel aday gösterildi.

Son Söz:

Marlon Brando’nun bütün yaşamı boyunca, babası yüzünden yaşadığı travma tüm hayatına yayılarak onu derinden etkilemiş. Öyle ki çocuklarıyla ilgili de yüzü gülmemiş. Fakat burada en çarpıcı olan “Godfather” gibi bir filmle dünyada kariyerinin zirvesine çıkmış olması. Nasıl bir kaderdir ki, istediği gibi bir baba olamayışının, sahip olmak istemediği bir babayla ömrünü tüketmiş ve Baba rolüyle Oscar kazanmış… Bu ödülü kabul etmeyişindeki neden elbette bu değilse de, acaba aklından geçmiş midir bu durum diye de düşünmeden edemiyoruz. Bu belgeseli izleyin çünkü gerçekten çok etkileyici ve sıradışı bir hayatı anlatıyor.

Belgeselin finalindeki sözlerin bir kısmınıysa bir hayat dersi,  yalnız bir adamın vedası olarak mutlaka dinleyin! (Babasına da bir notu var, onu burada paylaşmayalım!)

Bazı sabahlar uyandığında dönüp şöyle hissedersin:

“Hay aksi! Ne hayat bu!”Tanrım, anlayamıyorum.

Niye böyle oldu?

Zor bir yıl geçirdim.

Belki düşünebileceğinizden de zor bir yıldı.

Güçlü olmaya çalışıyorsun.

Ama herkes, kırılma noktasına er ya da geç geliyor.

Acıyla baş etmeliydim.Psikanalistlere binlerce ama binlerce dolar harcadım.

Hiçbir şey yapmadılar.

Sadece beynine parçalar koyuyorlar.

Hayat bana gerçeği sundu.

Geriye, gençliğimden kalanları aldı.

Bunu anlamam zaman aldı.

Kendi analistin olmalısın.

İçimize bakmazsak dışarıyı net bir şekilde görmeyi başaramayız.

Elbette Marlon Brando’nun muhteşem performansı ve unutulmaz soundtrack’ini eklemeden olmaz:

https://www.youtube.com/watch?v=zBw8vUdtH2A