Muslum
Müslüm Filmini Kesinlikle Kaçırmayın!

Yaklaşık bir yıl önce; Müslüm filminin vizyon haberi ilk geldiğinde, herkesin kafasında birçok soru işareti oluşmuştu. Timuçin Esen‘in performansından tutun da, film nasıl olacak, neler işlenecek, iyi olacak mı gibi onlarca soru, 26 Ekim’de ortadan kalkmış oldu… Film Ekim ayının en iyi açılış yapan filmi olarak Türk Sinema Tarihi’ndeki yerini çoktan aldı bile. Bu açılışı yapan bir yapımın, toplam gişe hasılatında nereye ulaşacağını hep birlikte göreceğiz.

Neyse, biz gelelim Müslüm’e…

Öncelikle, vizyon öncesi yayınlanan son fragmanı izleyelim:

Mükemmel Performanslar

erkan canMüslüm Gürses’in çocukluğunu canlandıran Şahin Kendirci‘ye hayran kalacağınızı, Timuçin Esen’in ne kadar büyük bir işi kusursuz başardığını, Erkan Can‘ın Limoncu Ali karakteriyle bir kez daha babacanlığıyla bizi kucakladığını, Ayça Bingöl‘ün Müslüm Gürses’in annesini ne denli iyi oynadığını mı anlatmalı yoksa Turgut Tuncalp ve Zerrin Tekindor‘u mu? Şunu söylemek gerek; tüm kastın içinde, içinize sinmeyen tek bir karakter bulamayacaksınız… Ancak Timuçin Esen’e büyük bir parantez açmalı. İtiraf etmeliyiz ki; başrolün açıklandığı ilk gün itibariyle, gerek konu, gerekse Müslüm Gürses’in duruşundan ötürü biraz endişeyle bakmıştık. Ancak öyle ki, Timuçin Esen’in gösterdiği performans adeta büyülüyor. Biyografi filmlerinin tüm handikaplarını silip süpürüyor ve bizler saygıyla, hiçbir sahnede bir “canlandırma”nın suniliğini görmüyoruz. Tüm mimikler, oyunculuk aslına inanılmaz derecede yakınken bir noktadan sonra öyle bir kabulleniyorsunuz ki, bakışlarının inandırıcılığında kayboluyorsunuz. Şahin Kendirci ise “O Ses Türkiye” serüveninin ardından artık çocuk oyuncu olarak kazanılmış büyük isimler arasındaki yerini alıyor.

Müslüm Baba’nın Hikayesi

“Herkes cennette doğar, bazıları cehennemde büyür, benim gibi…”

zerrin tekindor

Eğer bu film; Müslüm Gürses’in yaşamını konu almıyor olsaydı, belki de bir noktadan sonra “bu kadarı da fazla” deyip hikayeden kopabilirdik. Ancak gerçek bir yaşam öyküsü olunca durum gerçekten değişiyor. Bir hayata sığamayacak acılar, ailevi travmalar, cinayet, yoksulluk, kaza…Tüm bunları izlerken boğazınızda bir düğüm oluşuyor. Müslüm Gürses’i arabesk sanatçısı olmaktan çıkarıp, iyi biyografilerin yaptığı gibi artık onun yaşamına ve yolculuğuna şahitlik ediyorsunuz.  Muhterem Nur (Zerrin Tekindor)’a çocuk yaşında aşık olan Gürses, yaşamının baharına onunla başlıyor. Bu aşkın işlenişi, karşılaşmaları, birbirlerine tutunuşları gerçekten çok etkileyici.

Müslüm Gürses Müziği ve Filme Dair

Henüz vizyonu devam ettiği için ve izlenemez hale gelmemesinden ötürü filme dair çok fazla detaya girmek istemiyoruz. Fakat şu notları atmadan da edemiyoruz…

müslüm gürses

Sessiz çoğunluğun, ezilenlerin, alt kültürün”Baba”sı olan Gürses, 1980’li yıllara damga vurmuş, yaşadığı müddetçe de yaptığı işlerle müzik tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başarmıştır. Arabesk türü toplumumuzda özellikle elitist olarak adlandırılan (bu tarz ayrımları sevmesek de) kesim tarafından, tabir-i caizse hor görülse de, varlığını bugün de sürdürüyor. Müzik akımlarının sosyolojik olarak ele alınması ve açılımlarının irdelenmesi Türkiye’de ne yazık ki çok sonraları hayata geçen bir olgu. “Sessiz çoğunluk” demek ne kadar gerçekçi o da tartışılır. Ana akım her koldan hayatlarımızı işgal ederken, popüler kültürün ve onun bütün ürünlerinin bizlere ne yaptığı da… Buradan yola çıkarak ekonominin ve onun yarattığı eşitsizliklerin nasıl dinamiklere etki ettiğini tarihte de şimdi de yaşamaya devam ediyoruz. Müslüm Gürses’in yaptığı müzik; doğduğu coğrafyadan başlayarak, yaşamındaki dramın ve aslında bu dramın çocukları olan ve ona “Baba” diyen insanların da yazgısına bir başkaldırış. Acının, yoksulluğun topraklarından gelmiş bu insanların, geçmişte kaldığını ve iyi ki artık öyle bir kesim azınlıkta demeyi çok isterdik.

Müziği Dinlemesen de Anla!

Müslüm Gürses’i hiç dinlememiş olmaktan ziyade, onu anlamamış olmak, konserlerinde kendini sahneye atan, aidiyet duygusunu yaşamamış  bu ülkenin yetim çocuklarını görmemiş olmak çok daha acı…  Kimsenin kendine zarar vermesini istemeyen, hiç evlat sahibi olamamış, baba travmasını en üst boyutta yaşayan bir adamın, bu çocuklar tarafından Baba olarak çağrılması ise hayatın içinde üzerine çokça düşünülmesi gereken bir hayat dersi niteliği taşıyor. Ancak Müslüm Gürses’i büyük bir sevgiyle ve bağlılıkla takip eden hayranlarının perspektifinden Müslüm Gürses’in müziğine dair daha fazla sahne görmeyi arzu ederdik. Bir de kendi sesinden şarkılar dinlemeyi…

Biyografi Türü’ne Açılan Kapı

Filmin bu tarihten sonra biyografi türüne açılan kapıyı aralaması en büyük başarılarından biri. Ne mutlu ki,  Müslüm filmi Türkiye’de artık biyografi fimlerinin daha çok çekilecek ve izlenecek olmasını sağlayacak. Bu noktada yeni bir başlangıca neden olacağına kesin gözüyle bakmak gerek. Müslüm filmi yılın sonuna yaklaştığımız şu günlerde uzunca bir süredir zayıf olan gişeyi hareketlendirmeyi başardı. Dijital Sanatlar, Ayla Filmi’nin yönetmeni Can Ulkay, yapımcısı Mustafa Uslu başta olmak üzere filmde emeği geçen bütün ekip büyük bir başarıya daha imza attılar.

Birkaç not ve fotoğraf….
Ali Limoncu Kimdir?

ali limoncu

Filmde Erkan Can’ın canlandırdığı ve Müslüm Gürses’in hayatının dönüm noktasındaki en önemli isim Limoncu Ali 30 Ağustos 2017’de yaşamını yitirmiş. Ali Limoncu Hamiyet Yüceses, Gönül Yazar, gibi isimlerle çalışmış. 1960 Yılında Çukurova Radyosu´nda “Çukurova´dan Sesler” programını yapmış. 1955’te açtığı “Sazevi”ni ise yaşamını yitirinceye dek kapatmamış. Limoni Ali olarak da anılan sanatçı, “Türkü Ustası” olarak biliniyor. “Halimoğlan” ve “Bana Kara Diyen Dilber” gibi eserleri Türk Halk Müziği’ne kazandırsa da, telif konusunda sıkıntıları bütün yaşamı boyunca devam etmiş….

 

Filmde yer alan ve üzerine birkaç kez vurgu yapılan aile fotoğrafının aslı:

müslüm

Muhterem Nur ve Müslüm Gürses’in Fotoğrafları

muhterem nurmuhterem müslüm

 

Muhterem Nur’un 1960’lı Yıllarda Yeşilçam’da Birçok Önemli Filmde Rol Aldı

2017 yılında  “Ömrümce Ağladım” adlı kitabı Gülşen İşeri’nin ortaklığında Doğan Kitap’tan çıktı. Muhterem Nur’un hayatına biraz göz attığınızda yeni bir film projesinin gelip gelmeyeceğini düşünmeden edemiyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Filmde yer alan Aşık Sıtkı Baba’nın Haydar Haydar’ını Müslüm Gürses’i saygıyla anarak bitirelim: