Faruk Nafiz Çamlıbel manşet

Beş hececilerin şairi Faruk Nafiz Çamlıbel

Beş hececiler’den birisi olan, 1898 doğumlu ve 1973 vefatlıdır. Onun eseri olan han duvarları kanaatimce türk edebiyatının en başarılı şiirlerinden biridir. Wherever i may roam ile aynı paralelde olması sanırım bu şekilde düşünmemde etkili oluyor.

İlk şiirlerini aruz vezniyle yazmış ve ilk şiirinin adı da “Saat”’tir. Peyam gazetesinin eki olan Çocuk Dünyası adlı dergide 1914 yılında yayımlanmıştır. Faruk Nafiz Çamlıbel, bu şiirini yazdığında 16 yaşındaydı.

Faruk nafiz çamlıbel

İstanbul’dan, Anadolu’ya gitmeden önce İstanbul delikanlısının duygularını, fikirlerini, çapkınlıklarını konu alan aşk şiirleri yazardı. Daha sonra Anadolu’ya indikten sonra Halkçılık ilkesini benimsemiş olduğundan şiirleri Anadolu gerçeğini ele alıyordu. Ama bunu yaparken gerçekçi bir edebiyata ama daha çok romantik ve lirik bir anlayışa sığınıyordu. Han Duvarları şiiri, çapkın İstanbul delikanlısının idealist Anadolu gencine dönüştüğü şiiridir. Şair Han Duvarları adlı şiirinde Kayseri Ulukışla’ya gidişini ve bu esnada gördüklerini anlattır.

Memleket Edebiyatının en ünlü şairi

Aruzdan hece ölçüsüne geçmiş, Aruz ölçüsünü nasıl ustalıkla kullanıyorsa hece ölçüsünü de o ustalıkla kullanabilmiştir.

Anayurt adında haftalık bir sanat dergisi çıkarmıştır. Bu sanat dergisinde daha sonra türünün en başarılı örneği sayılacak Canavar adındaki manzum oyun yayımlanmıştır. 1925 yılında yayımlanan Canavar oyununun konusu, Anadolu, Anadolu’daki köylünün yaşamı ve köylülerin çektikleri sıkıntılardır.

Yayıncılık hayatı daha sonra da devam eden Faruk Nafiz Çamlıbel, Akbaba ve Karikatür dergilerinde Çamdeviren ve Deli Ozan takma adlarıyla gülmece şiir türünde eserler vermiştir. Bu gülmece türündeki şiirleri daha sonra Tatlı Sert ( 1938 ) başlığında toplamıştır.

1938 yılından sonra sanki şiire küsmüş gibi hiç şiir yazmamıştır. Sadece Yassıada zamanlarını şiirleştirildiği görülür.

Edebiyat dünyasında önce şiir ile başlamış daha sonra şiir yanında tiyatro ile devam etmiştir. Roman türünde eserleri de vardır.

Şiirlerinde realist ama duygusal bir çizgi var

İlk dönem şiirlerinde Servet-i Fünun etkisi görülmektedir. Bu bakımdan da ilk dönem şiirlerinin dili ağır ve ağdalıdır. Konular ise bireyseldir. Aslında tipik bir Servet-i Fünun şiiri ortaya koyar.

Faruk Nafiz Çamlıbel, tam bir geçiş adamıdır. Onun eserlerinde Osmanlı İmparatorluğunda Türk Cumhuriyeti’ne; merkezden ( İstanbul’dan ) Anadolu’ya; aristokrat ve bireyselci anlayıştan halk ve toplum anlayışına geçiş görülür.

Şiirlerinde etkin bir “biz” duygusu var

“Sanat” şiirlerine görüldüğü gibi eserlerindeki ana konu Anadolu, millet, memleket sevgisidir.

Hem bireysel hem de memleket meselelerini başarılı bir şekilde işlemiştir diyebiliriz. Şair duyarlılığı, onun her sözcüğünde vardır.

Faruk Nafiz Çamlıbel

Şiirlerinde Anadolu ve bireysel aşktan başka, ihtiras, tabiat ve özlem konularını işler.

Hecenin 7+7, 14’lü kalıbını oldukça fazla kullanmış ve ona yeni bir ritim kazandırmıştır.

Türkçenin sadeleşmesinden yanadır ve bu bakımdan da şiirlerinde yabancı sözcüklerden uzak durmuştur. Oysaki geniş bir dil kültürü olduğunu eski şiirlerinden görüyoruz.

“Dinle Neyden” ve “Gönülden Gönüle” kitapları aruzla yazdığı şiirlerinin toplanmasıyla oluşur. 1919 yılında tertiplenmiştir.

Milli Edebiyatın en önemli temsilcisi olarak düşünülür

Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon ile birlikte Türk Edebiyat tarihinde biraz tartışmalı olan “Beş Hececiler”’ adlı grubun üyesidir.

ÇOBAN ÇEŞMESİ

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlayan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

ALLAHAISMARLADIK

Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.
Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!

KISKANÇ

Sakın bir söz söyleme…
Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim, bulursa cana yakın,
Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur…

GENÇLİK

Anlattı erenler: Bir bahar değil,
Aşıkın ömründe bin bahar varmış.
Hicranla ağaran bu saçlar değil,
Sevgisiz kalan kalp ihtiyarlarmış…

BAĞ BOZUMU

Kuytu ormanları, tenhâ bağları
Geziyor mevsimin yorgun rüzgârı.
İnce dallar kırık, yapraklar sarı,
Geçmiş bu yoldan da belli sonbahar.

SUYUN ÜSTÜNDE MISRALAR

Dün gece parçaladı bir aslan kafesini,
Bir gönül sonsuz ufka yol aldı kartal gibi.
Fırtınam! Başucunda duyunca nefesini,
Otuz yıllık bir ağaç eğildi bir dal gibi.

DAVET

Seni ben bekliyorum göğsüm açık, bağrım açık;
Hançer ol göğsüme saplan, ecel ol karşıma çık.
Çalmamış madem ki bir gece felekten gönlüm;
Gelecek bari elinden gelsin dilerim ölüm.

YOLCU İLE ARABACI

Gurbet Adem’den kara, hasret ölümden acı.
Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?
Henüz bana “Yolunun sonu budur!” denmedi,
Ben ömrümü harcadım, bu yollar tükenmedi.

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.