Mektebe günden güne daha fazla ısınıyorum.
Viran dershane de adeta temiz ve sevimli bir şekil aldı.

Baş Öğretmen Mustafa Kemal Atatürk‘ün başucundan ayırmadığı muhteşem Çalıkuşu romanının yazarı Reşat Nuri Güntekin de öğretmendi. Betimlemeleri ve tasvirleri, işte bu yüzden bu denli gerçekti.

Edebiyatın mihenk taşlarından biri olan Güntekin’in romanında geçen zamanda; Cumhuriyet döneminin başlarında da eğitim, fazlasıyla yaralıydı. Özellikle köylerde; dağlık bölgelerin zor iklim koşullarında, yıkık dökük dersliklerde, ayağında terlikle uzun uzun yollar yürüyen küçük bedenlerin bilgiye aç  ruhlarına dokunabiliyor olmak bir mucizeydi.

Günümüzde de hala birçok Zeyniler köyü, Feride öğretmenler sayesinde mucizeler köyü oluyor.

-Hayrola Feride Hanım, sen niye böyle erken uyandın, ya? Ben seni yol yorgunluğu ile öğleye kadar uyur sandım, demişti.
Ben gülerek:
-Öyle şey olur mu?Vazife sahibi bir hoca, öğleye kadar nasıl yatar?, demiştim.



 

Daha güneş doğmadan yatağından çıkıp, biricik ‘çocukları’ için dersine çalışıp gelen, onlara alfabeyi, kalem tutmayı, kitap okumayı, özür dilemeyi, teşekkür etmeyi, sarılmayı, gülmeyi, özgüveni, saygıyı, sevgiyi; yaşamayı öğreten, sorulan her şeyi cevaplamak için, her sabah “günaydın çocuklar” demek için, o minicik kız çocuğunu o sınıfta her gün görebilmek için deli olan; geleceğe uzanan ellerini bin teşekkürle öpmeyi yılın 364 günü unuttuğumuz öğretmenlerin,

Feride hanımların günü, bugün.

Eskilikten delik deşik olmuş kirli kaplamalar, yağmurdan çürümüş, tahtaları sarkmış simsiyah bir tavan, bir köşede içine kırık dökük konmuş ocak, ötede çarpık bir kerevet. Demek bundan sonra, hayatım bu odada geçecekti.

 

Şener Şen, öğretmenlik yaptığı yıllarda, Muş’ta.

Onlardan gördük; kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı öğrendik. Öğrenmenin sonu olmadığını öğrendik. En çok da, bir öğretmenin neler yapabileceğini, binlerce insanın talihini nasıl değiştirebileceğini öğrendik.

Onlar, kurtarıcıdır. Onlar süper kahramanlardan daha kahramanlardır.
Bu yüzden, ilkbaharı, sonbaharı, ekin zamanını, tohumları, çiçekler ekmeyi; emek vermeyi öğreten, daha sonra büyütüp; kokusuyla, meyvesiyle var olan güzelliğin dünyadaki o güzel duruşunu seyreden bütün eğitimcilerin gününü, toprağından ayrılmamış karanfillerle kutlarız.
İyi ki varsınız Çalıkuşları.

 

Ah, şu çocuk gözlerindeki minnet!
Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey yok.