Efsane odur ki; Sümer devletinde rahibe kadınların çocuk sahibi olması yasakken, bir kadın bu kuralı hiçe sayarak bir kız bebek dünyaya getirir. Öldürülmemesi için anne, bebeği bir kayıkla nehre bırakır. Onu bir kral bulur, sever, büyütür… Öyle güzeldir ki, Tanrıça gibidir! Ve evlenecek yaşa geldiğinde, yine bir kralla evlendirilir.

Hikayenin gerçeğe dayanan kısmı tam olarak burada başlıyor. Evlendikleri gece, kadın; krala bir aşk şiiri yazar. Elbette tamamen o dönemin inançlarını, gereklerini, yasalarını ve çivi yazısını kullanarak.

Yani; dünyada bilinen ilk şair, kadındır.
İlk şiir ise aşk için yazılmıştır.
Bu efsane kadının adı kimi yerde Ludingirra olarak geçer, kimi yerde Enlil..
Araştırmalara göre aynı zamanda bu şiir, o dönemde, çok kıymetli bir şarkı olur.
Özellikle “kutsal evlilik” olarak geçen ve yılın ilk günü yapılması zorunlu olan, kralın bir rahibe ile evlenmesi gereken törende de mutlaka söylenir.

Sümerce çivi yazılı tablet, 1889 yılında Bağdat’ın 150 kilometre uzağındaki Sümer kenti Nippur’da bulundu. O’nu tam 57 yıl önce, Amerikalı Sümerolog Samuel Noah Kramer inceledi ve başka dillere aktarımını sağladı.

“Dünyanın En Eski Aşk Şiiri” olarak geçen yazının bulunduğu tablet, şimdilerde herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmekte. Tabletin ülkemizde oluşuna ek olarak, bu tableti müzenin arşivlerinde bulup, tasnifleyen ve kopyalayarak Samuel Noah Kramer ile birlikte çevirisini yapan Türkiye’nin ilk Sümerologu Muazzez İlmiye Çığ ise, tarihe ışık olmakla kalmayarak, bizlere aşkın 4000 yıl önce de var olduğunu bizim dilimizde anlatmış olması büyük şans.

Dünyanın ilk aşk şiiri de buna kanıt ki; kadın, aşkın ta kendisi aslında.

Güvey, canımın içi,
Gönül açar güzelliğin, bal gibi tatlı,
Aslan, canımın içi,
Hoştur güzelliğin, bal gibi tatlı.

Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,
Güvey, yatağına götür beni,
Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,
Aslan, yatağına götür beni.

Güvey, seni okşamalıyım
Sevdalı okşayışların baldan tatlıdır,
Gönül açan güzelliğinin tadını çıkaralım,
Aslan, seni okşamalıyım
Sevdalı okşayışların baldan daha tatlıdır.

Güvey, benden beni aldın,
Söyle anama, sana tatlılar verecek,
Babam sana armağanlar verecek,
Bir ben bilirim ruhunun nerede neşelendiğini,

Güvey, şafağa değin uyu evimizde,
Yüreğin! Bilirim yüreğinin nerede sevindiğini,
Aslan, şafağa değin uyu evimizde.

Sen, beni sevdiğin için,
Yalvarırım okşayışlarını ver bana.
Benim yüce koruyucum,
Enlil’in yüreğini sevindiren Şu-sin’im,
Yalvarırım okşayışlarını ver bana.