Musiki Tarihi

Müzik ile ilgili tanımlamalardan en yaygın olanı “Duyguların dillenmiş hali” olsa da;

Müzik ve hikâyesi; sevgi, hasret, alışkanlık, aşk, kahramanlık vb. birçok konuda yüreklerin dillenmiş hali ritme, ritimden melodiye, zamanla üzerine söz eklenerek devam eder. İlk çıkışı doğadaki seslerin taklitleri olsa da zamanla her derde deva haline dönüşür. İfade etme biçimi, tedavi yöntemi, artık nasıl kullanılacağı insanoğlunun keşfine kalmıştır.

Müziğin alternatif tıp yöntemi olarak kullanılmasının keşfi çok sürmemiştir. Müzikle tedavi tarihi, tıp tarihi kadar eskiye gitmektedir çünkü insanlar, tedavi araçlarını çoğu kez bir arada kullanmışlardır. Antik Yunan’da müziğin epilepsi, depresyon, sıla hastalığı-melankoli, mani, cinnet, somnambulizm, letarji, katatoni, histeri, felç, afazi, tarantizma, korea, gut, ateşli hastalıklar, romatizma, çeşitli ağrılar, veba, kızamık, kuduz gibi hastalıkların tedavilerinde kullanıldığına dair veriler vardır.

Müzik

MÜZİKLE TEDAVİYİ KULLANAN İSİMLER

ApollonEski Yunan mitolojisinde güzel lir çalmasıyla tanınan Apollon, hem müziğin hem de hekimliğin tanrısı sayılmış ve lir çalarak insanların sıkıntılarını gidermiştir. Antik Yunan kültüründe müzik, her türlü erdemin esası olup ruhun eğitimi ve arınmasında büyük bir etmen olarak kabul edilmiştir.

Filozof ve matematikçi Pisagor, umutsuzluğa düşen kimseleri veya çabuk öfkelenen hastaları belirli melodilerle tedavi edebilme imkanını araştırmıştır. Seslerin harmonisinin bir sonucu olan müzik, Pisagor’ a göre vücuttaki harmoninin bozulduğu durumlarda en etkili devadır.

Tıbbın babası sayılan Hipokrat, bazı hastaları tedavileri için ilahilerle tapınağa götürmüştür. Hipokrat’a göre tıbbın diğer vasıtalarının faydasız kaldığı hastalıklarda müziğin denenmesi önemlidir.

Sokrat’ın öğrencisi Platon (Eflatun) M.Ö. 400 yıllarında müziğin ahenk ve ritimle ruhun derinliklerine etki ederek kişiye bir hoşgörü ve rahatlık verdiğini belirtmiştir. Platon, sağırlığın tedavisinde trampet kullanmakla ünlüdür.

Hz. Davud (M.Ö. 1055-974), Kral Saul’ün cinnetini çeng (bir arp çeşidi) çalarak iyileştirmiştir.

Quarin, müzik ile iyileşmiş bir epilepsi hastasından bahsetmektedir. Kadın hasta, nöbetin ilk belirtilerini hissettiği anda bir müzik duymuş ve nöbet o aşamada kalmıştır, bunun üzerine de deney her seferinde tekrarlanarak kasılmalar önlenmiştir.

Bruckmann ise krampları olan bir genç kızın hastalığının, piyano sesleri aracılığıyla tedavi edildiğini yazmıştır.

İngiltere’de La Gilda de Saint Cecile (İnsanlığa Hizmet Cemiyeti) birçok hastalıkta müziğin beden ve ruha sakinlik veren etkisini incelemiş, gece gündüz doktorların emrini uygulamaya hazır müzisyen hastabakıcılar yetiştirmiştir. Müziğin etkisiyle hastaların ağrılarının azaldığı, ateşlerinin düştüğü gözlenmiştir. Uykusuzluk hastalığında müzik kutusu kullanımı iyi sonuçlar vermiştir.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HEDİYEYİ İADE ETTİ

Bayezid KülliyesiMüzik, en eski çağlardan beri şiddetli arzuların bastırılması için de kullanılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, I. Françoise’nın kendisine hediye olarak gönderdiği orkestranın müziği ile karakterindeki sertliğin yumuşadığını görerek müzik grubunu geri göndermiştir.

1623’te IV. Murat’ın kardeşlerini öldürme fikrinden dinlediği müzik ile vazgeçtiği söylenir.

Edirne’de bulunan II.Beyazid Külliyesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun müzik ile tedavide geldiği noktayı gözler önüne seren en önemli yapıttır.

Evliya Çelebi burada “Hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve def-i sevda” olmak üzere on adet hanende ve sazende gulam (gencin) ayrıldığını, bunların üçünün hanende, birinin neyzen, birinin kanuni, birinin musikari, birinin cengi santuri, birinin udi olduğunu ve haftada üç gün hastalara büyük kubbenin altında musiki faslı verdiklerini; neva, rast, dügah, çargah ve suzinak makamlarını çaldıklarını bildirmektedir.

Mevsim çiçeklerinin (gül, karanfil, sümbül, reyhan ve misk-i rum) koku ve renklerinde de tedavi yapıldığını yazmaktadır.
Binanın her tarafından dinlenebilen bu konserler kadar, su sesi ve güzel kokulardan yararlanarak ruh hastalıklarının tedavisi yoluna da gidilirdi.

HANGİ HASTALIĞA HANGİ MAKAM İYİ GELİR

Klasik Türk müziği, pentatonik müziğin gelişimi ile doğmuştur. Bu birikimle Amasya, Sivas, Fatih ve Edirne Darüşşifaları’nda kullanılan Klasik Türk müziğinin makamları, zaman içinde sınıflandırılmıştır.  Farabi, ayrıca udun mucidi olarak da bilinir. Makamların etkileri, hastalıklara, gezegenlere, haftanın günlerine, günün saatlerine, hastanın kişiliğine ve milliyetine göre sınıflandırılmıştır.

Zekeriya El-Razi, Ebu-Bekir Razi, Farabi, İbn-i Sina, Hasan Şuuri, Hekimbaşı Gevrekzade Hafız Hasan Efendi gibi önemli kişilerin bu konuda yazdıkları yazılar günümüze kadar ulaşabilmiştir. Kaynaklara göre makamların şifa sağladığı durumlar hemen aşağıdaki listede… Elbette bunların bir kanıtı yok ancak kazanılmış bazı tecrübeleri de gözardı etmemek lazım.

Rast makamı: Kemik ve beyne etkili. Fazla uyumayı engeller. Nabzın yükselmesine yardımcı olur. Özellikle çocuk bünyesinde nem hakim olduğu için, bu nedenle oluşan dengesizlikleri düzeltir. Akıl hastalıklarına karşı da iyidir. Güneş, iki mızrak boyundayken dinlemek etkili.

Irak makamı: Asabî mizaçlılara iyi gelir. Kuşluk ve ikindi vakti etkilidir. Menenjit, beyin ve akıl hastalıklarına faydalıdır. Omuz, kol ve ellere etkilidir. Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir. Lezzet verir, düşünme ve kavrama konusunda etkilidir. Korku gidericidir. Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi vardır.

Osmanlı Müzikİsfahan makamı: Zihni açar, zekâyı keskinleştirir. Ateşli hastalıklardan vücudu koruyucu özelliği vardır. Ense, boyun, omuzlar ve sol dirsek için etkilidir. Güven hissi, uyum sağlama, hareket yeteneği, zihin açıklığı, gönül yenileme, düzgünlük verme, zekayı açma ve hatıraları tazeleme özelliği vardır ve gün batarken etkilidir.

Buselik makamı: Kulunç ve bel ağrılarının tedavisinde faydalar sağlar. İnsana kuvvet verir. Kuşluk vaktinde etkilidir.

Revaî makamı: Baş ağrısı, burun kanamaları, ağız çarpıklığı ve balgamdan gelen hastalıklara, akıl hastalarına faydalıdır. Doğuma yardımcı olur. Göğüs ve mide için faydalıdır. Sabah vaktinde etkili.

Nevaî makamı: Üzüntüyü gidermede kullanılır. İnsana lezzet ve ferahlık verir. Akşam vakti etkili.

Zegule makamı: XIII. asırdan önce hicaz makamından ayrılarak oluşmuştur. Hayal ve sırlar telkin eder, uyku
verir, masal duygusu verir.

Hicaz makamı: Bevliye hastalıklarının tedavisinde destekleyici rol oynar. Kemiklere, beyne ve çocuk hastalıklarına tedavi edici etkisi vardır. Alçakgönüllülük duygusu verir. Düşük nabız atımını yükseltir.

Uşşak makamı: Kalp, karaciğer, sıtma ve mide hastalıklarının tedavisinde yardımcı bir metottur.

Yens makamı: Sırt, eklem ve kulunç ağrılarının tedavi edilmesinde yardımcıdır.

Hücent makamı: Hazmın kolaylaşmasında ve vesvesenin uzaklaştırılmasında tesirleri vardır.

Nihavend makamı: Kan dolaşımı, karın bölgesi ve bacaklardaki ağrıların tedavisinde olumlu tesirleri vardır. Kişiye güven hissi verir.

Hüseyni makamı: Kişiyi ferahlatır. Kişinin kendine güveninin artmasına ve ferahlamasına yardımcı
olur.