Antik Mısır

Antik Mısır müziği, tapınaklarda sıkça duyulan bir ahenge sahipti. Hadiseyi anlatmaya şöyle başlayalım… Antik Mısır, M.Ö. 5000’lere uzanan üç ayrı döneme ayrılır;

-Eski Krallık
-Orta Krallık
-Yeni Krallık

Antik Mısır’da müziğin ne denli önemli olduğunu, kazılarda bulunan çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden anlayabiliriz. Mısırlıların ayrıca gelişmiş bir dans kültürü olduğu ve Mısırlı kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de bu çizimlerde görülebilir.

Antik Mısır

Mısır’da enstrüman çalmak, erkeklerden çok kadınlara yaraşır inancıyla, büyük şölenlerde kadınlardan oluşan müzik topluluklarına rastlanırdı. Antik Mısır’da müzik, gizemli çağrışımlar yaptığı kadar gündelik yaşamın da bir parçası ve eğlence aracıydı.

Başta flüt ve arp olmak üzere, davul, darbuka gibi vurmalı çalgılar ve çifte flüt, üçgen arp gibi çalgılar Antik Mısır’da kullanılan başlıca enstrümanlardı. Mısır flütünün özelliklerine bakıldığında, Antik Mısır müziğinin geniş ses aralıklarına sahip olduğu görülebilir. Bunun yanı sıra, bugün kullandığımız udun geçmişi, Antik Mısır’da 19. ve 20. hanedanlar dönemine kadar uzanmaktadır.

Antik Mısır

Müziğin ekonomik önemi de vardı. İşçiler zor ya da beceri isteyen işlerde çalışırken icra edilen müzikler, onların daha istekli çalışmalarını ve böylelikle daha verimli olmalarını sağlıyordu. Bu da antik dünyanın en renkli medeniyetlerinden biri olan Mısır’ın gelişimine önemli ölçüde katkı sağlıyordu.

Osiris‘in ölümünü ve yeniden doğuşunu kutlayan törenlerde rahiplerle halkın bir arada dans ettiği, bu dansların şarkı, çalgı eşliğinde ve dramatik olarak yorumlandığı biliniyor. Özellikle üçüncü hanedan döneminde büyük bir zenginliğin doruğuna ulaşan Mısır’da müzik, daha karmaşık ve canlı bir kimlik kazanır.

Eski Mısır’da müzik, hastalara güç vermede kullanılırdı. Her gün mabetlerde dualar eşliğinde tanrı heykellerinin önünde yapılır ve bunları ya bizzat kral ya da rahipler idare ederdi. Tapınağın içinde güzel kokulu otlar yakılır ve rahibeler müzik eşliğinde dans ederlerdi.

Antik dönem müziğini araştıran tarihçiler ve uzmanlar, arpın ilk vatanı olarak Antik Mısır’ı sayıyorlar. Vaktiyle burada geniş bir şekilde yayılan arp, bazı hiyerogliflerde güzellik anlamını taşır.

Antik Mısır ressamları, ışık (ateş) tanrısını kendi resimlerinde arp çalarken tasvir ediyorlardı. Mısır piramitlerinde tasvir edilen arpa benzer alet şekilleri milattan evvel altı binli yıllara aittir. Piramitlerde bulunan hiyerogliflerde arpçı, şarkıcı ve dansçı şekilleri de vardır. Bu da gösteriyor ki, ülkede büyük popülerliğe sahip olan arp çok eski devirde, hiyerogliflerin meydana gelmesi ve piramitlerin yapılmasından daha evvel de mevcuttu.

Antik Mısır

ANTİK MISIR’DA ARPIN ÖNEMİ

Antik MısırMısır arpları çeşitli ölçülerdedir. Elde tutulup gezerek çalınandan, insan boyundan uzun, çok telli, dini törenlerde çalınan arplara kadar mevcuttu ölçüler. Teller, bükülmüş hayvan bağırsağından hazırlanıyordu. Mısır arplarının eski krallık devrine tarihlenen tasvirlerinde, müzisyen grubu yorumcu, flüt ve arpçılardan ibaretti.

Orta krallık devrinde ise Mısır’a Asya’dan köşeli arpların getirildiği sanılıyor. Köşeli Asya arpları daha temiz akortlanma, gür ve açık tınıda ses veren aletlerdi.

Arp ile ilgili garip bir gelişme şudur ki; 1929 yılında Ur kazılarında, kıymetli taşlarla süslenmiş olan 68 kadın iskeleti ortaya çıkarılmıştır. Onların da ellerinde arpa benzer bir alet bulunmuştur. Asur devrine ait köşeli arp Mısır’dan İran’a, daha sonra da İspanya’dan Kore’ye kadar geniş bir coğrafyada dinlenmiştir.

Arp, Mısır’da o kadar geniş bir şekilde yayılmıştır ki, haklı olarak onu bu ülkenin milli çalgısı saymak mümkündür. Bugün çağdaş Mısır’da bu çalgı hala yaşıyor. Küçük Mısır arplarından milli müziğin icrasında istifade ediliyor.