Yirmi yıldan beri, bilim kurgu, eski bir tür olan ve “kuleler ve ejderhalar” tarzında oyunların yükselişine bağlı olarak aniden hatırı sayılır derecede toplumsal bir başarı yakalayan fantastik tür ile rekabete girdi. Bu iki tür arasında temel ve belirleyici bir fark vardır: fantastikte sihrin, bilim kurguda bilimin üstlendiği role sahip olmasından kaynaklanır.

Jacques Baudou – Bilim Kurgu Kitabı

 

Fantastik filmlerden temelde tamamen farklı, genellikle aksiyonla ve uzayla dost olan bilim kurgu türü; bugün henüz var olmayan fakat olması muhtemel durumların ya da geçmişte var olmuş olayların/durumların tamamen farklılaştırılmış hallerinin; bilim ve teknoloji öğeleri kullanılarak, özellikle yakın ya da uzak gelecekte olmak üzere en gerçekçi şekilde kurgulanmasıyla oluşur.

Alışılmışın  dışında ve hayal gücünü bilimle harmanlayarak hareket edebilmek; bu türün diğerlerinden ayrılmasını sağlayan en önemli farklarından biri.

Dünyadaki ilk bilim kurgu türündeki film ise, sessiz sinema dönemindeki Georges Melies’in Aya Seyahat filmi. Jules Verne’nin yazdığı Ay’a Seyahat ve H. G. Wells’in yazdığı Aydaki İlk İnsanlar’dan uyarlanarak çekildi. Fransızca adıyla “Le Voyage dans la lune”, ilk konulu ve oyunculu film olma özelliğine de sahip. Yani esasında, bir devrin başlangıcı!

 

IMDB puanlarına göre, bilim kurgu “devrinin” gelmiş geçmiş en iyi filmlerini sizler için derledik.
Kağıt ve kalemler hazırsa; başlıyoruz.

  • Başlangıç (IMDB: 8,8)

Leonardo DiCaprio, yani Dom Cobb; çok yetenekli bir hırsızdı. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkararak onları çalmaktaydı. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştı. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeyi yok etmişti. Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunuldu. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundaydı: Görevleri bir fikri çalmak değil, onu yerleştirmekti.

  • Yıldız Savaşları Serisi (IMDB ortalaması: 8,7)

Film serisinin ilki 25 Mayıs 1977’de, 20th Century Fox tarafından Star Wars (Yıldız Savaşları) ismiyle yayınlandı ve dünya çapında bir popüler kültür fenomeni oldu. Üçer yıl arayla iki devam filmi yayınlandı. Orijinal üçlemenin son filminin yayınlanmasının 16 yıl ardından, “öncül” üçlemenin ilk filmi yayınlandı ve tekrar üçer yıl arayla, diğer iki film de yayınlanarak, tüm seri 9.filmle tamamlandı. Yıldız Savaşları dünyası, o güne kadar yaratılmış diğer çoğu bilim-kurgu filmleri ve fantastik filmlerde kullanılan şık, gösterişli ve fütüristik gelecek kavramının aksine, “kirli” bir portre çizdi ve robotlara da yer verdi. Gücün, iyiliğin ve çok uzaklarda bir zamanda yaşamanın tadına varabileceğiniz seri, bilim kurgunun tanımı için de en iyi örneklerden.

  • Matrix (IMDB: 8.7)

Bir yaşanan gerçek vardır, bir de yaşananın ötesinde olan gerçeklik… Biri rüya, diğeri ise Matrix! Neo, son derece tehlikeli bir adam olan Morpheus’un gerçeği bildiğine inanmaktaydı. Bir gece Neo, kendisini başka bir dünyaya götürebilecek güzel yabancı Trinity ile tanıştı. Bu kızın götüreceği dünyada, Neo Morpheus’u bulacak ve Matrix hakkında bir şeyler öğrenecekti. Neo, kavrayamadığı şeylerin yaşamını kontrol ettiğini biliyordu: Neydi bu Matrix?
Fazla söze gerek yok tabii.

  • Yıldızlararası (IMDB: 8.6)

Yıldızlararası’nda, teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmekteydi; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktı. Onlarla yaşayan büyük baba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahipti. Geçmişte bıraktığı biliminsanı kariyerini özleyen Cooper’un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıktı. Ailesinin, hatta insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekiyordu.

 

  • Geleceğe Dönüş (IMDB: 8.5)

1987 yapımı film, deli dolu bilim adamı Dr. Brown zamanda yolculuğu mümkün kılan bir araba geliştirmesiyle başladı. Bu makineyi ilk kullanan genç Marty, ufak bir zamanlama yanlışıyla gelecek yerine geçmişe gönderildi. Otuz yıl öncesine dönen Marty’nin burada yaptığı bir hamle, kendi kaderini ilginç bir noktaya sürükleyebilecek bir hataya sebebiyet verdi. Artık Marty’nin yapması gereken tek şey, kendi doğumunu bile engelleyecek bu hatayı bir şekilde düzeltmeye çalışmak olacaktı.

  • Terminatör 2: Mahşer Günü (IMDB: 8.5)

Connor’ı öldürme görevinde başarısızlığa uğrayan Synet robotları, T-1000 adında yeni bir robot ürettiler. Bu yeni “Terminatör”, geçmişe dönerek insanların gelecekteki lideri olacak Sarah’ın oğlu John Connar’ı öldürmeye programlandı. Fakat bir diğer robot T-800 de, John’u korumaya programlanarak geçmişe gönderilmişti bile. İnsanoğlunun kaderini belirleyen tek bir soru vardı: İki robottan hangisi John’u daha önce bulacaktı?
‘Alien’, ‘Titanic’ ve ‘Avatar’ gibi kült filmlerin usta yönetmeni James Cameron’un filmi…

  • Jurassic Park (IMDB: 8.1)

Fosilleşmiş bir sivrisinekten çıkarılan dinozor kanı, bilim adamlarına DNA ile yeniden dinozor yaratma imkanı verdi. Dr. Hammond, bu DNA ile dinazorları yeniden dünyaya getirdi ve bir tür hayvanat bahçesi açtı.  Çeşit çeşit dinozorların canlı olarak görülebileceği bu özel hayvanat bahçesinin ilk test ziyaretçileri ise bir avukat, bir matematikçi, bir dinozor uzmanı ve bir bitkibilimci ile Hammond’un torunlarıydı.  Birileri güvenlik sistemini devre dışı bırakınca, dinozorlar adada serbest kaldı ve macera, işte böyle başladı.

 

  • 2001: Bir Uzay Destanı (IMDB: 8.3)
1968 yapımı  film ‘2001: Uzay Macerası’nda bir grup primat ıssız bir yerde yemek için kavga etmekteydiler. Kavgaları, aniden yanlarında beliren esrarengiz siyah bir taş sebebiyle bölündü. Aniden beliren bu taş, primatların ilk defa alet kullanmasını sağlayacak bir güce sahipti. Ve böylece evrimin en önemli adımlarından biri olan akıl kullanımı başladı: İnsanların şafağı gelmişti. 2001’de, bir önceki sahneden 4 milyon yıl sonra, bir uzay gemisi aydan gelen esrarengiz sinyallerin ardında aynı siyah taşı keşfetti. Hem de ay yüzeyinde. Sinyaller Jupiter’e gitmekteydi. 18 ay sonra Discovery’nin güvertesinde, astronotlar David Bowman ve Frank Poole Jupiter’in gölgesine doğru yola çıktılar. Uzay gemisinde HAL 9000 adında, yapay zekaya sahip, dünyanın en gelişmiş bilgisayarı bulunmaktaydı. Ve hiç kuşkusuz, bu sonuncunun, kendi planları vardı.
  • The Truman Show (IMDB: 8.1)

Dünyanın en güzel adalarından birinde yaşayan halk, imrenilecek derecede ütopik bir hayat sürmekteydi. Bu adada yaşayan insanlar her güne mutlu uyanıp herhangi bir sorunla karşılaşmadan günü sonlandırıyorlardı. Baş karakterimiz Truman da bu şanslı insanlardan biriydi. Güzel bir eşe ve mutlu bir hayata sahip olan Truman, bir gün öldüğünü zannettiği babasını bir gün caddede gördü. Babasını gördüğünden emindi!
Truman bir şeylerin yolunda gitmediğini fark edip, sahip olduğu hayatın gerçek olup olmadığını sorgulamaya başladı.

 

  •  Marslı (IMDB: 8.0)

Mars gezegenine astronotların gönderildiği bir görevde, Mark Watney isimli astronot şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilDİ. Fakat Watney hayattaydı. Mars’ta yapayalnızdı. Elindeki sınırlı olanaklarla, zekasını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal göndermeye çalışmaya başladı.
Milyonlarca mil uzakta NASA ve uluslararası bilim insanları durmaksızın bu ‘Marslı’nın eve dönmesi için uğraşırken, ekip arkadaşları tehlikeli bir kararın eşiğine gelmişlerdi.

  • Avatar (IMDB: 7.8)

Dünyadaki ilk 3D film olma özelliğini taşıyan Avatar‘ın yönetmeni, Titanik ve Terminatör filminden de hayran olduğumuz James Cameron. Olaylar ise şöyle: Bir hırsızlık olayında ağabeyi ölen yarı felçli Jake Sully, Pandora adındaki uzak bir gezegende misyonunun başına geçmeye karar verdi. Bu yerde Na’vi adında giderek tükenmekte olan bir halk yaşamaktaydı. Jake, kendilerine özgü bir lisanları, dünya görüşleri ve yaşam biçimleri olan halkın arasına karıştığında doğa ile de bütünleşmeye başladı. Askeri bir şirket, söz konusu yeri ve oradaki kaynakları mercek altına almak üzere Avatar adında bir program oluşturdu. Bu program, insanları, kısmen insan kısmen de Na’vi haline büründürerek misyon amaçlı Pandora’ya göndermekteydi. Herkes için artık başka bir yaşam var olacaktı.
Karakterlerimizden Sully, Pandora’ya geçtiği anda felçli bedeni değişime uğrayarak işlevsel hale gelmektedir. Bu sırada Na’vi halkından Prenses Neytiri ile karşı karşıya gelen Jake, ansızın bir farkındalık yaşadı ve bir araştırma misyonu ile gönderildiği bu gezegeni, kendi dünyalısından korumaya karar verdi.

  • Ex Machina (IMDB: 7.7)

24 yaşındaki Caleb, sadece Silikon Vadisi’nin değil dünyanın da en önemli teknoloji şirketinde yazılım uzmanı olarak çalışıyordu. Şirketin gizemli CEO’su Nathan ise hem şirketten hem insanlardan uzakta, özel bir dağ evinde yaşaıyordu. Caleb, düzenlenen bir yarışmada, Nathan’ın dağ evinde 1 haftalık bir ‘ödül’ kazandı: Fakat içine çekileceği deneyden habersizdi.
‘Ava’ adında güzel bir robot kız, dünyanın ilk gerçek yapay zekası, O’nu beklemekteydi.
Vizyoner bir bilim kurgu filmi olan Ex Machina, 2014 yılında vizyona girmiş olmasına rağmen şimdiden kült filmler arasında.

  • 5. Element (IMDB: 7.7)

2200’lü yılların ortaları… Kötücüllüğün dünyayı yok etmesine karşı yeni önlemler aranmakta. Leeloo, bu kötülüğün karşısında dikilecek olan saf yaratıktı. Çözüm arayan Leeloo, beşinci elementin arayışına düştü. ve bunun için kendisine bir taksi şoförü olan Korben Dallas yardım etti.
Bruce Willis ve Milla Jojovich’i bir araya getiren 1997 yapımı film, Luc Besson filmografisinin en değerli yapıtlarından biri.

 

  • Maymunlar Cehennemi Serisi (IMDB Ortalaması: 7.6)

San Francisco’da ve günümüzde geçen hikayenin ilk filmi 1968, en son filmi ise 2017 yılında çekildi. Genetik mühendislerinin, maymunların beyinlerini geliştirmek için yaptıkları deneyler sonucu maymunların insanlar üzerinde üstünlük kurmak için açtıkları savaşı anlatan film serisi, hayvan distopyasını da fazlasıyla inceleyebileceğimiz şahane yapıtlardan.

 

  • Tetikçiler (IMDB: 7.4)

Gelecek zamandayız; 2072’de! Zamanlar arasında yolculuk gerçek olmuş, ama yasa dışı olarak karaborsacıların eline düşmüş.. Teknolojiyi elinde tutanlar ne zaman birinden kurtulmak isterlerse onu 30 yıl geriye, 2042’ye göndererek “Looper” adı verilen bir grup suikastçıya öldürmesi için “paketliyordu”. Bu grupta yer alan suikastçılardan biri olan Joe için 2042’de zengin hayatı gayet yolunda gitmekteydi; ta ki karşısına öldürmesi için 2072’den gelen yaşlı Joe çıkıncaya kadar. Rian Johnson’ın yazıp yönettiği şahane bilim kurgu filminin baş rollerinde Bruce Willis ve Emily Blunt var.

  • Ben Efsaneyim (IMDB: 7.2)

Kült filmlerden biri olan Ben Efsaneyim’in baş rolünde çok sevdiğimiz Will Smith var! Smith, yani Robert Neville; korkunç bir virüsün her yere yayılmasına engel olamamış bir bilim adamıydı. New York’ta hayatta kalabilen tek insan olduğunu sanıyordu. Bir de köpeği vardı. Daha doğrusu o, tüm üstün deneyim ve bilgilerine rağmen bu virüsün önünü kesememiş ve ancak kendi bedeni söz konusu virüse bağışıklık kazanmıştı. Bu noktada olan aslında tek kişiydi. Üç yıl süre ile her türlü imkanını kullanarak kendisi gibi hayatta kalabilmiş başkaları varsa onlara ulaşmaya çalıştı ve aslında yalnız değildi. Kendi kanını kullanarak virüsün etkilerini terse çevirmesi gerekmekteydi: Zaman onlar için hızla tükeniyordu.

 


  • Transformers Serisi (IMDB Ortalaması: 7.1)

Transformers evreni, Amerikan Hasbro ve Japon Takaro Tomy oyuncak şirketleri tarafından aslen bir oyuncak serisi olarak tasarlanmıştı. 1980’lerin başında Japonya’da büyük ilgi toplayan Transformers oyuncaklarının başarısı, aynı yıllarda daha nice başarıya yol açacak bir çizgi dizinin yapılmasına ön ayak olmuştu. O günden bu yana hikayeler, farklı karakterler, yeni animasyon filmleri, dizileri ve çizgi romanlar derken gittikçe genişleyen Transformers; kaçınılmaz olarak, sinemaya uyarlandı. İyi ve kötü robotların maceralarını ve savaşlarını anlatan film serisi, birbiriyle bağlantılı 5 hikayeden oluşuyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız kadar başarılı grafikleriyle; çok başarılı!

  •  Deja Vu (IMDB: 7.0)

Deja Vu, son derece gelişmiş sıra dışı bir teknoloji aracılığı insanların geçmişleri de dahil olmak üzere, tüm yaşamlarını mercek altına alabilen bir sistem üzerine kurulu. Ajan Carlin, bu sistemde bir görev alıyordu. New Orleans’ta oluşan bir patlamanın ardından hayatının en çarpıcı soruşturmasına dahil olmak durumunda kaldı: Zamanda geriye doğru gitmek koşulu ile yaşanan olayların akışına müdahele etmek. Carlin, patlama olayının takibinde kısa bir zaman diliminin öncesine gittiğinde oldukça riskli bir işe girişmiş oldu. Dar bir zaman aralığında olayların akışını değiştirebilmek için elinde bir tek fırsatı mevcuttu. Bir sonraki anı görmek!

 

Uzay, robot, savaş ve insanüstüler…
Acaba 2020’li yıllara adım adım yaklaşırken ve teknoloji hızla gelişirken, bilim kurgu filmleri bundan sonra ne yönde ilerleyecek?
Hep birlikte göreceğiz.