“Yalnızlıktan kurtulmak için” başladığı resim yapma serüveni, sadece Türkiye’de değil, dünyada da bilinen ilk Türk kadın ressamlarımızdan biri olmasını sağladı. Yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı ile ressam Aliye Berger’in kardeşi, ressam Nejad Melih Devrim ile tiyatro sanatçısı ve yazar Şirin Devrim’in annesi, Türkiye’nin ilk seramik sanatçısı Füreya Koral’ın teyzesi: Fahrelnissa Zeid.

Kabaağaçlı Ailesinin Ortancası: Fahrelnissa

Pek çok sanatçı yetiştirmiş Kabaağaçlı ailesinden gelen Zeid,1901’de Büyükada’da doğdu. Osmanlı Dönemini de, Türkiye’nin özellikle ilk yıllarını da görebilen; bir yanıyla şanslı, bir yanıyla “fazla yaşamış” olanlardandı o. 14 yaşında resme başladığında, işgal yıllarında Sanay-i Nefise‘nin ilk kadın öğrencileri arasındaydı.

Asker ve tarihçi Mehmed Şakir Paşa, Giritli Sare Hanım’ın kızları Fahrelnissa; Sanay-i Nefise’ye başladığı 1920 yılında, yazar İzzet Melih Devrim ile evlendi. Evliliği noktalansa bile aslında bu durum, zaten soyutluğa ve yalnızlığa kafasını ve kalbini yoran bu güzel ve popüler kadının, Avrupa seyahatlerine çıkmasına ve birçok entelektüel isimle tanışmasına sebep oldu.

Bu evlilikten Nejat ve Şirin adında iki çocuğu oldu. Resim öğrenimini Paris’te Ranson Akademisi Stalbach Atölyesi’nde ve Türkiye’de Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi’nde sürdürdü.

Hem Prenses, Hem Ressam

1934’de, Irak Büyükelçisi, Ürdün Prensi Emir Zeid ile evlenerek Amman’a yerleşti. Artık o bir prensesti.
Eşinin elçilik yaptığı Berlin’in yanı sıra, eşinin kral naibi olduğu dönemde bir süre Bağdat’ta da yaşadı. 1936’da oğlu Ra’ad Bin Zeid, Berlin’de dünyaya geldi.
Resim yapmaya hiç durmadan devam etti.  İlk kişisel sergisini 1944 yılında İstanbul’da kendi evinde açtı. Daha sonra Avrupa’ya açıldı. Hatta Londra’da açtığı 4 serginin 1947’dekinin açılışına İngiltere Kraliçesi Elizabeth de geldi.

Büyük tuval üzerine küçük kareler, üçgenler, dörtgenlerden oluşan geometrik formları; sarı, kırmızı, yeşil, beyaz ve mor renklerin en parlak, çarpıcı tonlarıyla, kontrast renklerle birleştirerek kullandı. Soyut yapıtlarıyla bilinen ressam, Türkiye’de ve dünyada birçok sergide büyüleyici nitelikteki resimlerin sahibi oldu.

“Soyuta Karşı Mücadele, 1947” tablosuyla da, kendisiyle ilgili oluşan algıyı ispatlamış oldu.

90 Yıllık “Çizilmiş” Hayat

Yakın bir arkadaşı ölmüştü… Uzun süre evden çıkamadı. Bunalımdaydı. Oturup, bir sineğin duvardaki hareketlerini izliyordu. Büyük bir tuval aldı ve bunun bir şekilde yaşamı yansıttığını düşünerek sinekten aldığı ilhamla ünlü “Cehennemim, 1957” eserini yarattı. Bu eser, İstanbul Modern’de de sergilendi.

Başta kız kardeşi Aliye Berger’in olmak üzere, birçok hayali ve gerçek insanın portrelerini yapması ve çizimlerinde romantizme olan düşkünlüğüyle de dikkat çeken Zeid, 1970 yılında eşinin ölümünden sonra 1976’da, oğlu Raad’ın yaşadığı Amman’a yerleşti.

Eşinin ölümünden sonra  öyle üzüldü ki; resim yapmayı bırakacağını söyledi. Fakat daha sonra, herkesten gizlediği bir “Zeid” portresi yaptı ve hayat damarlarından birine tutunup, resme yeniden başlayabildi. Daha sonra ise, Amman’da kendi adını verdiği bir sanat enstitüsü kurdu. Renklerle dans etmekle geçen ömrünün son sergilerinin, 1988’de İstanbul’da, 1990’da Fransa ve Almanya’da oldu.

Ailesinin ‘Fahrünnisa’sı: 5 Eylül 1991’de hayatını kaybetti ve  El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı’na defnedildi.

Hayatın resmini yapmalıyız, ruhun derinliklerinin ışığının düştüğü canlı renklerle!
Fahrelnissa Zeid