Bir sabah kalkıyor, yüzünü yıkamak için musluğa gidiyor… Yüzünü yıkarken aynaya bir bakıyor ki, aynada da bir Babi var… İki Babi oluyorlar; aynadaki Babi gerçek Babi’ye soruyor;

-İstanbul’a ne zaman geldin?

+1957’de.

-Şimdi sene kaç?

+1982.

-İstanbul’a geldiğinde cebinde kaç para vardı?

+İki lira vardı.

-Şimdi kaç para var?

+Dur bakayım… Yine iki lira var.

-Ulan gavat! Demek ki İstanbul’da yıllardır bedavadan yaşirsen!

Yılmaz Kayral, nam-ı diğer Urfalı Babi, Türkiye’nin gördüğü en sıra dışı sanatçılardan biri. Kimine göre çağdaş bir halk ozanı, kimine göre post-modern bir şarkıcı.

Urfalı Babi

Birçok kişi onu Salako filminden tanısa da, bilinmeyen yönleriyle de oldukça ilgi çekici bir hayatı vardı Urfalı Babi’nin. Misal, Erkin Koray‘ın Senden Ayrı ve Gönül Salıncağı adlı şarkılarının sözleri Urfalı Babi’ye ait. Bunun dışında, İbrahim Tatlıses‘ten dinlediğimiz Sabuha‘nın da yapım aşamasında Babi’nin imzası var.

1922 yılında Şanlıurfa’da doğdu Babi… 8-9 yaşlarında Siverek’e yaptığı bir yolculuk sırasında tanıştı sazlarla. Müzik haricinde, futbola da tutkuyla bağlıydı. Öyle ki, 1945’te Şanlıurfa karmasında yer aldı.

1973’te yazdığı Bastır Ankaragücü ve 1974’teki Fenerbahçe Oyun Havası ile futbol konulu şarkılar yapmıştır. Fenerbahçe Oyun Havası 45’liği kapağında adı Amigo Babi olarak geçmektedir. 45’liğin diğer şarkısı da o günlerde çok popüler olan anonim bir parça olan Haydi Bastır yorumuydu.

Urfalı Babi, 1960’lı yılların ikinci yarısında plak doldurmaya başlar. Yazdığı şiirlerin bazılarını besteler ve diğer sanatçılarla paylaşır. Sazıyla sözüyle, deli dolu halleriyle, davudi sesiyle ve hippi görüntüsüyle müzik piyasasında ilgiyle karşılanır.

1971 yılında Ezgi Folk Üçlüsü ile beraber doldurduğu Canan plağı ile ilk büyük çıkışını yapar. Canan o kadar tutulur ki çok kısa bir süre sonra Fransız ikili Diane & David tarafından marakaslı ve gitarlı flamenko versiyonu yapılır.

Bugün Urfalı Babi dendiğinde şüphesiz akla ilk gelen şarkılar Canan ve Salako. Aslına bakarsanız Salako, Urfalı Babi’nin rol aldığı ilk film değildir. Babi, tiyatro sahnesine ve film setlerine zaten alışkındır.

1970’li yılların başında Ali Avaz’ın yönettiği, güncel siyasi olayların taşlandığı Sarı Çizmeli Mehmet Ağa isimli tiyatro oyununda rol almıştır. Salako öncesi ise Ayhan Işık, Murat Soydan Orhan Günşiray, Bahar Erdeniz, Feri Cansel gibi isimlerle beraber birkaç filmde oynamıştır.

Salako ve Önemi

Salakoda canlandırdığı karakter, bir nevi gerçek hayattaki Babi’dir. Tek fark; Babi’nin İstanbul’da yaşayıp Plakçılar Çarşısı ile Beyoğlu arasında mekik dokumasıdır. Sazıyla sözüyle, hayat verdiği abdal rolü ve hikaye anlatıcılığıyla filme renk katar.

Film; Salako’nun tesadüfler sonucu eşkıya oluşunu ve sonunda Emine’ye kavuşmasının hikayesidir. Halk edebiyatımızda, her biri önemli yerlere sahip Kiziroğlu, Köroğlu, Dadaloğlu, Koçero gibi karakterlerin kahramanlık mitosları hicvedilir. Kahramanımız Salako, saf, sevimli ve sakardır.

Jenerikle beraber hepimizin bildiği Salako şarkısı çalmaya başlar. Bu melodiler Canan şarkısından başkası değildir. Şarkı, film için yeniden uyarlanmıştır. Kahramanımız Salako’nun içine düşeceği ahval, Babi tarafından özetlenir:

Salako’nun hünerleri aman aman
Şaşırttı köylüleri
Kabadayı Salako
Hemde çifte yürekli vay vay
Geliyor Salako, Eyvah
Aman Salako, Yaman Salako

Ağa kızı Emine’ye umutsuz aşkla bağlanan Salako çareyi intihar etmekte bulur. İpi bağladığı çardak çürüktür ve çöker. Kahramanımız kurtulur fakat izin almadan intihar etmeye kalktığı gerekçesiyle Ağa’nın falaka cezasından kurtulamaz. Ağa’nın sorgusunda renk vermese de Emine’nin bakışları bu sevgiden haberdar olduğunu belli eder.

Köy kahvesinde arkadaşlarıyla beraber oturan Babi, Salako’yu görünce rahat durmaz:

Salak oğlan kendini asarken çardak çöktü
Emine’siz yaşamam diye gözyaşı döktü

Mevzubahis eser; 1968 yılında Aşkın Plak etiketiyle piyasaya sürülen Bizler Kaldık Fukara’dır. Urfalı Babi tarafından filme adapte edilmiştir.

Bir diğer sahnede kaçakları arayan arama ekibi, Hamido ve eşkıyaları tarafından kuşatılır. Bu sahnede ise yine düşük tempo ve enstrümantal olarak Lambaya Püf De  çalar. Hamido ve eşkıyalarının harekete geçeceği tüm sahnelerde ise bu müzik kullanılır. Dönemin meşhur melodisi, harika yorumlanmıştır.

Kaçaklar, Hamido’nun adamları ve Ağa’nın adamları arasında kalırlar. Kaçacak yer yoktur ve iki ateş arasındadırlar. O esnada iki tarafın tam ortasında kocaman bir çukur bulup, sığınırlar. Birbirini görmeden ateş etmeye devam eden iki taraf, ateşi kesip uzaklaşırlar. Emine ve Salako yine kurtulur. Köy kahvesinde Babi ve dostlarına kulak veririz:

Helal olsun Salako, eşkıyayı yıldırdı,
Ağa’nın adamları altlarına doldurdu,
Ağa’nın adamları donlarına doldurdu!

Filmin final bölümünde Emine, Salako’nun sırtına silah dayayıp onu kaçırır. Artık Emine için tek yol, Salako ile halvet olmaktır. Silah zoruyla çukura girer ve soyunmak zorunda kalır.

Son sözü Babi söyler:

Salo mu avanak, biz mi avanak? Bir salak oğlana umut bağladık. Salak oğlan bizden açıkgöz çıktı. Bu avanak köylü toplanıp, hakkını arayacağına hep olmaz kişilerden medet umar durur: Hamido Destanı, Salako Destanı… Hep böyle mi sürecek bu iş? Salak oğlan erdi muradına, biz girelim yine iğneli fıçıya, boşveeeer…

Salako’nun öyküsü böyle… Urfalı Babi’nin ülke çapına yayılan eserleri bunlarla sınırlı kalmadı elbette. 1975 tarihli Disko Kebabı, Babi’nin tek uzun çaları olarak kayıtlara geçmiştir. Yakın dönemde şarkının modernize edilmiş versiyonları ortaya çıktı. Bu yeni düzenlemelerin de hakkını vermek lazım.

Yılmaz Kayral, nam-ı diğer Urfalı Babi, 2004 yılında karıştığı bir arbede sonrası kalça kemiğini kırdı ve buna bağlı olarak tedavisi sürerken ne yazık ki yaşamını yitirdi.

Yılmaz Kayral’ın en önemli özelliklerinden birisi de, zekasını hazır cevaplarına yansıtmasıydı.

Yılmaz Kayral… Seyyah, derviş, filozof, bestekar ve şair. Saygıyla.

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4