Âşık Veysel

1-Haluk Levent – Elfida

Anadolu Rock tarzının en iyi temsilcilerinden Haluk Levent bu şarkıyı, Beyzanur adında 4 yaşında, amansız bir hastalıkla mücadele eden küçük bir kız için yazmış.

“Ve oturdum şarkıyı yazdım. Sevgili Emrah Aydoğdu da elinden geleni yaptı ve sözlerinde düzenlemeleri yaptık. Ömer Faruk Güney’in de müziği vardı. Bu şekilde Beyzanur’un son günlerinde ona şarkıyı söylüyordum ama o kendisi olduğunu bilmiyordu, Elfida olarak biliyordu. Tabii küçük bir çocuktu son zamanlarında, 8 yaşlarındaydı.”

2-Can Kazaz- Sürsün Bahar

can kazaz geçen haftalarda çıkarttığı albümünde ki sürsün bahar adlı şarkısını kaybettiği babasına yazmıştı, şarkının hikayesini ise şöyle anlattı ; Bu şarkının melodisi vardı başta. Yoldaydım bir gün, otobüsteydim. Biraz heceler şekilde geliyor melodiler, sürgün, sürsün, sürgün bana, sürsün bahar gibi. Böyle anlatınca tam oluyor mu bilmiyorum ama bu heceler kafamda bir uyum yaratıyordu. Şarkıdaki gelincik çiçeği babamın annem için kullandığı bir metafordu. Şarkıda bir sürü imge var, hepsi de yaşanmış anılardan alıntı. Bir insan bir yakınını kaybettiği zaman, geçmişe dönük bütün anılarını hatırlamak istiyor. Bu kaybın hasarını yaşadığınız güzel anıları yaşatarak aşabileceğinize inanıyorum. O yüzden de bütün güzel anılarımı bu şarkıya koymaya çalıştım. Şarkının demosunu kaydetmek için uzun süre bekledim. Duygusal yoğunluktan ötürü uzun süre kaydedemedim. İlk demo kaydında şarkıyı benzer duygular sebebiyle biraz zor okuduğumu hatırlıyorum ama albüm kaydında sıkıntısız okudum. Duygusal olarak benim için çok yoğun ve değerli bir şarkı. 

3-Barış Manço-Kol Düğmeleri

Barış Manço’nun abisi Savaş Manço bu ifadelerle, şarkının hikayesini açığa kavuşturur:

“Barış kol düğmeleri şarkısını 1962’de nişanlandığı Semra adlı çok cici bir kızıl topraklı genç kız için yazmıştı. Barış 1963 yazı sonuna doğru okumak için Belçika’ya gelince o nişan bozuldu ve Barış yaşadığı hüznü o şarkıya döktü. kol düğmeleri de Semra’nın armağanıydı.”

4-Duman- Bal

2002 yılında Duman bir bar konseri verir. Konserden önce Duman ‘ın solisti Kaan Tangöze, sevgilisi Ahu ile tartışmıştır. Konserde gözleri Ahu’ yu arar, Ahu için yazdığı şarkıları söyler. Ah, Haberin yok ölüyorum, köprüaltı… Bal şarkısını söylerken Ahu’nun evinde intihar ettiği haberi yayılır. Kaan 15 gün dışarı çıkmaz, Ahu ‘nun intihar ettiği evi ateşe verir ve birdaha Bal şarkısını söylemez. Bir gün konserde birinin Bal diye ritim tutturmasıyla Kaan sahneye arkasını döner ve gökyüzünü göstererek Bal şarkısını son kez söyler.

5-Teoman-17

Teoman bu şarkıyı aynı zamanda da akrabası olan Erdal Eren’e yazmış. Bildiğiniz üzere Erdal Eren 17 yaşında idam edildi. Suçu olarak bir askeri inzibatı vurarak öldürmesi olarak gösteriliyordu; fakat inzibatın otopsisinde ise yakın ateş sonucu öldüğü ortaya çıktı. Mahkeme ise Eren’in oldukça uzakta olduğunu ısrarla görmezden gelmeye devam etti. Neticede kağıtlara adı yazılmıştı bir kere…

6-Hakan Altun- Hani Bekleyecektin

Altun içimizi dağlayan “Hani Bekleyecektin” adlı şarkıyı, askerdeyken telefon edebilmek için 17 gün bekleyip arayabildiği İclal Aydın’ın telefonu açıp “Şu an müsait değilim, daha sonra arar mısın?” sözü üzerine yazmıştır.

7-Şebnem Ferah-Deli Kızım Uyan

Ablası kanserken bir dönem hastanede yatıyor, o sıra yazmış olduğu bir parça, zaten sözlere kulak kesildiğin zaman doğruluğunu kanıtlar şekildedir.

8- Ahmet Kaya – Hiçbir Şeyimsin

Atilla İlhan orta yaşlarında üniversiteli sarışın hoş bir bayanla tanışır. Sadece telefon ile görüşürler. Konuşmaları sıklaşır. Ve birbirlerini daha fazla tanımaya başlarlar. Bir gün arkadaşı ona telefonda ben senin neyinim diye telefonda sorar. Atilla İlhan, “Sen benim hiçbir şeyimsin” diye cevap verip bu şiiri yazar ardından bu şiiri Ahmet Kaya yorumlar.

9-İlhan İrem-Olanlar Olmuş

Bir rivayete göre bu şarkı da şu şekilde yazılmış; İlhan İrem askerden döndüğünde sevgilisi en yakın arkadaşıyla nişanlanmıştır . Ve İlhan İrem bu şarkıyı yazmış… Ben mi geç kaldım yoksa mevsimler mi solmuş. Ben gideli buralara olanlar olmuş sözleri de bu durumu ifade ediyormuş.

10-Âşık Veysel-Uzun İnce Bir Yoldayım

Anadolunun bir köyünde sakin bir akşam karı koca uyumak için yatağa girerler..Kadının gözüne bir türlü uyku girmez, çünkü o gece özeldir.. O gece kocasını terkedecektir..Hem de sevgilisi ile köyden kaçarak…
Kocasının uyumasından bayağı bir zaman sonra pencerede beklediği taşın sesini duyar kadın.. Ayakkabılarını giyip, önceden hazırladığı eşyalarını alıp bahçede bekleyen sevgilisinin yanına gider ve koşarak oradan kaçarlar.. Koşarlarker kadının ayağını bişey rahatsız eder, ayakkabısının içinde bişey vardır ama kadın mecburdur koşmaya ayağını rahatsız eden şey için durma lüksü yoktur..Anadoludur burası.. Töredir, cinayettir geride bıraktıkları..Belli bir mesafe uzaklaştıktan sonra nefeslenmek için dururlar. 

Kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefese der ki : “Evden çıktığımdan beri, ayakkabımın içinde bir şey var beni rahatsız ediyor, çıkartıp bakar.. O da ne? Ayakkabısının içinde bir tomar para!!!!! Kocası her şeyin farkında. Biliyor ki gidecek, “Beni terk edecek ama bunca yıl çorbasını içtim, çamaşırlarımı yıkadı, ütüledi. Bana emeği geçti..”
O Yoksul köylü; bütün parasını; başka bir adam için kendisini terk eden karısının, giderek kendinden uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koymuştur.

Bunu yapan kişi ne üniversite mezunu ne de yüksek lisans yapan birisidir,hatta hayatında hiç kitap bile okuyamamış biridir. Bunu yapan kişiyi herkes çok iyi tanıyor

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.