Edgar Allan Poe (19 Ocak 1809 – 7 Ekim 1849), ABD’li şair, kısa öykü yazarı, editör ve edebiyat eleştirmeni. Amerikan Romantik Akımının öncülerinden biri. ABD’nin ilk kısa hikâye yazarlarından olan Poe modern anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin de öncüsü.

Bugün birçok kimse tarafından ABD’nin ilk büyük yazarı kabul edilse de, Poe hayattayken sık sık küçük düşürülmüş ve yanlış anlaşılmıştır. Her ikisi de profesyonel oyuncu olan, üç çocuklu David ve Elizabeth (Arnold) Poe’nun ikinci çocuğu olarak Bostonda dünyaya geldi. Doğduktan bir yıl sonra babası evi terk etti. Ertesi yıl annesi veremden öldü ve Richmond Virjinya’dan İskoç tütün tüccarı John Allan kendisini yanına aldı.

Ortanca adı Allan buradan geliyor. 1815′ te Allan’ın ailesiyle İngiltereye gidiyor ve Londra’da Richmond’daki özel okullarda okuyor. Öğrenciliği sırasında tanıştığı alkol ve kumar yaşamını altüst ediyor. Kendisinden daha ünlü olan eşinin gölgesinde kalıyor. 1820’de Virjinya’ya geri dönüyor. Virjinya Üniversitesine kaydoluyor ama burada sadece bir yıl kalıyor. Bu dönemde kumar borçları yüzünden manevi babasıyla arası açıldı.

Önceleri başarısız fanzin denemeleriyle başladığı edebiyat yaşamı, 1832’de Saturday Courrier’da basılan beş öyküyle ve 1833’te Baltimore Saturday Visiter tarafından düzenlenen yarışmada “MS. Found in a Bottle” (Şişede Bulunan Elyazması) adlı öyküsüyle birinciliği kazanmasıyla devam etti. 1843’te, Godeys Ladys Bookta yayımlanan “The Visionary” adlı öyküsüyle adı ülke genelinde duyulmaya başlandı. Düz yazılarından başka kurgu ve yazım teknikleriyle dikkat çeken “The Raven” (Kuzgun) başta olmak üzere, “Annabel Lee” ve “To Helen” adlı şiirleriyle de tanınan Poe, 7 Ekim 1849da öldü.

BİR DÜŞ

Görüntüleri arasında karanlık gecenin
Yitirilmiş sevincin düşünü kurdum.
Ama kalbimi kırarak beni uyandırdı
Görüntüsü yaşamın ve ışığın.

Ah! Düş olmayan bir şey var mıdır gündüzleyin
Gözlerinde geçmişten gelen bir ışıkla
Çevresine bakan kişi için?

İSİMSİZ

Sevilmek mi? Öyleyse bırakma yüreğini
Şimdiki yolundan ayrılmaya.
Olduğun herşeyken şimdi,
Olmadığın şey olma.
Böylece kibarlığın, lütfun,
Aşkın güzelliğin,
sonsuz bir övgü konusu olacak yeryüzünde,
ve aşk-basit bir görev.

ŞARKI

Gelin olduğun gün gördüm seni-
Alevli bir pembelik yüzüne indiğinde
Mutlulukla sarılmıştın, öyleyken
Tümden aşka kesilmişti dünya önünde.

Ve senin gözlerinde tutuşan ışık
(artık her ne idiyse)
Güzellik diye gördüğüydü
Sızlayan gözlerimin yeryüzünde.

ÇANLAR


Zamanı say,tempo tut,
Runik bir tempo olsun,
Tintintin sesleri müzik gibi yükselsin
Çanlardan,çanlardan,çanlardan,
Çan…çan…çan…
Çanların çınlayan sesini dinle…
O cesur çanlar!
Titreşimleri ne müşiş bir korku masalı anlatıyor!
Ah, çanlar,çanlar!
Korkuları nasıl bir masal anlatıyor…

Kuzgun

Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin
O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan,
Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden,
Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan; 
“Bir ziyaretçidir” dedim, “oda kapısını çalan,
Başka kim gelir bu zaman? “

Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi,
Örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman,
Işısın istedim şafak çaresini arayarak
Bana kalan o acının kaybolup gitmiş Lenore’dan,
Meleklerin çağırdığı eşsiz, sevgili Lenore’dan,
Adı artık anılmayan.

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.