Kim Ki-Duk’un hikayesi de çok sayıdaki başarılı sanatçı gibi taşrada doğarak, maddi yetersizlikler içinde başlıyor. 20 Aralık 1960’ta Güney Kore Bonghwa’da Kyungsang’ın kuzeylerinde yer alan bir taşra köyünde doğuyor, 9 yaşına geldiğinde ailesiyle birlikte Seoul’e taşınıyor ve burada tarım eğitimi veren bir okula gönderiliyor.

Ancak maddi koşulları kötü olduğundan ötürü okuldan ayrılıp fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başlıyor.
20 yaşında deniz kuvvetlerine katılıyor ve askeri hayata çabucak uyum sağlıyor. Birkaç yıl burada çavuş olarak görev yapıyor. Bu tecrübeleri ise ona insan ilişkileri ve karakter analizi açısından yeterince bilgi ve gözlem katıyor.

Boş Ev

Ana karakterlerin konuşmadığı oldukça sessiz bir film oluşuyla yalnızlık temasının başarılı ve özgün bir şekilde işlendiği film, Natacha Atlas’ın güzel mi güzel Gafsa şarkısı ile zaman zaman uyumlu bir yönlendirmede bulunuyor ve renkleniyor.
Seyirci ana karakterin ilginç göçebeliği sayesinde boş evler arasında sürüklenip duruyor.


“Hepimiz birer boş eviz, ta ki birisi kilidimizi kırıncaya kadar…”

İlkbahar Yaz Sonbahar Kış

En İyi Yabancı Film ödülüne sahip bu filmiyle Kim Ki-Duk yine, bir şeyleri anlatmak için konuşmaya gerek olmadığını hatırlatıyor. İlkbahar Yaz Sonbahar Kış’ta, hayattan izole yaşayan Budist rahip ve öğrencisinin değişen hayatları, mevsimsel dönüşümler ile bağ kurarak ustaca işlenmiş. Doğunun muhteşem doğa manzaralarıyla, sessiz ve sakin bir akış sevmeyen izleyiciler için bile yeterince tatmin edici bir film.

Zaman

Aşk kavramının hastalıklı yönleriyle gösterildiği, çoğu filmine göre daha akıcı ve mizahi karelere de yerilmiş bir Kim Ki-Duk filmi.
Ana karakterin, sevgilisinin ilgisine yeniden sahip olmak için estetik operasyonla farklı bir yüze sahip olan saplantılı bir kadın olduğunu söylemek ilginizi çekmekte yeterli olacaktır.

Fedakar Kız 

Samaria, Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülüne layık görülmüş. Liseli iki genç kızın hayallerine kavuşmak için para kazanmaya karar vermesi üzerine içine düştükleri durumları dışarıdan bir göz olarak izleyip ölüm, ahlak, aile gibi kavramlar üzerinde bir kez daha düşünüyorsunuz.

Acı

Acı’nın (Pieta) ismine Michelangelo’nun en ünlü heykellerinden biri olan Pieta’dan ilham alınarak karar verildiğine şüphe yok.
Kim Ki-Duk’un günah çıkarmak için çektiğini söylediği bu filmde intikam olgusu sarsıcı bir şekilde işleniyor ve gerçekten de film süresince içinizde acı bir duygu bırakıyor.

Yay

Kötü ve iyi kavramlarının iç içe geçtiği, film boyunca seyirciyi sık sık şaşırtacak, uzak doğu felsefesi ve geleneksel kültürden bolca metafor barındıran bir film. Aynı zamanda da ilginç bir aşk hikayesi. Kadının işlenişi, sapkın olarak adlandırılacak gerçeklikleri sebebiyle tartışma yaratacak bir film olmasına rağmen sinemayı sanat olduğu için sevenlerin heyecanlanacağı bir film.

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.