Cem Yılmaz’ın başrolünü Mazhar Alanson’la paylaştığı 1998 yapımı Her Şey Çok Güzel Olacak filmi, Türk sinemasının kült yapımlarından biri.

Her şey çok güzel olacak; Etrafındaki her nesneyi kendi çıkarları yolunda değerlendirilebilecek araç-gereç olarak gören Altan Çamlı’nın hayatından ufak bir kesit

Altan Çamlı ne yazık ki ağır psikopat. İnsanlar, kardeşi, eşi, babası, kadınlar, kurumlar… kendisine hiçbir şey ifade etmez. Hepsini amacına ulaşırken kullanılacak nesneler olarak görür. Onları manipüle eder, kullanır, kanlarına girer, oynatır, çoğu zaman da ortada bırakır.

Abisinin tüm hayatını riske atarak ilaçları çalar, mafyayla başını belaya sokar. Amacına ulaşmak için her yola başvurabilir Altan, abisinin hayatı ve hayalleri umurunda değildir. Kafasına bar fikrini takmıştır, o yolda gerekirse abisi ölmelidir.

Her başarılı sosyopat gibi etrafındaki nesneleri manipüle etmenin binbir yolunu bilir, yıllar sonra abisiyle karşılaşınca aklına hemen bu plan gelir ve abisinin kanına girebilmek için bozuk ilişkisini bahane eder. Ayla ile kavga edeceğini bile bile eve çağırır. Kavga kaçınılmazdır. Altan bunu bilir, derdi Ayla ile değildir, derdi abisinin inine girmektir, başarır da Ayla sadece bir araçtır. Evden ayrıldıktan sonra Ayla’nın Suat’ı çağıracağını da bilir, umursamaz.

İkinci kez girmesi gerektiğindeyse abisinin çocukluktan beri tutkusu olan arabaları kullanır. Arabayı çalması da tam bir sosyopat olduğunu doğrular nitelikte bir harekettir, tek bir damla ter dökmeden, biraz bile gerilmeden milyon liralık arabayı çalar ve abisine götürür. onun için bu kadar basittir insanları ve nesneleri manipüle etmek.

Berberle ilişkisi bile bedava jöle kullanmak seviyesindedir, girer, bir iki espri yapar, bedava jöleyi parfümü kullanır çıkar. Eczaneye gündüz vakti gittiğinde de benzer tavırlar sergiler, çay söyler, bulduğu yatağa uzanır, eşyaları karıştırır. Kendi dışında hiçbir canlı umrunda değildir, hepsi onun isteklerini öyle veya böyle yerine getirmek için oradadır. Taksici de dahil gittiği her yerde beleş çayını söyler, kurumların işleyişini iyi bilir. Boş bardağı arabanın kaputuna bırakır, nasılsa biri alacaktır.

Tüm hayatı yalan, düzenbazlık, hokkabazlık, hilekarlık ile geçer Altan’ın. Tüm anlatı boyunca kendi dışında hiçbir canlı için hiçbir şey yapmamıştır. Son sahnedeki çiçeği bile Mazhar Alanson peygamber aşkıyla almasını tembihlemiştir.

Her Şey Çok Güzel Olacak

Sahne sahne incelenirse ne dediğim daha net anlaşılabilir, bu bakış açısıyla izlendiğinde bir psikopatın günlüğüdür bu film.

Filmde Altan ‘Her şey çok güzel olacak’ cümlesini sadece bir kez çinli yengeyi uğurladıktan sonra abisine arabaya binerken söylüyor. bu andan itibaren filmde olanlar ise bu cümleyle tam bir trajedi oluşturuyor eve döndüklerinde babalarını kaybettiklerini öğreniyorlar ki, Altan’ın ‘Benim babam nasıl ölür ya’ diyerek ağlaması filmin en acayip sahnelerinden biridir. 

Sonra Altan’ın film boyunca ağzından düşürmediği bar için gereken parayı bir güzel yakıyorlar, bu andan sonra benim hala umudum var eşliğinde sahneler akarken Altan ‘En azından yaşıyoruz bu da bir şey be abi…’ diyerek filmi mükemmel kılıyor. Daha sonra ise eve çiçekle dönen Altan en yakın arkadaşı ile eşini basıyor. bunu anlatırken ki cümlesi ise çok acayip…’Düşünsene eve giriyorsun, böyle bir manzara… artık elinden hiçbir şey gelmiyo… sen diceksin ki Ayla böyle bir şey yapmaz… yaptı yapmadı neyse ne hayat işte…’

Kısaca Altan abisine o cümleyi kurduktan sonra her şey çok güzel olmuyor… Ama filmin son sahnesinden de anlaşılacağı gibi o iki müthiş insan mutlu olmaya, umut etmeye devam edecekler. sonuçta ‘hayat işte’…

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.