Ülkenin en büyük gülümsemesinin sahibi aramızdan ayrılalı 19 yıl oldu ancak o hala belleklerimizde, hatırlarımızda en güzel yerlerden birinin sahibi. Bu kadar çok sevilmesinin nedenini anlamak, anlatmaya çalışmak gerçekten çok güç. Çünkü Kemal Sunal’ın ekranda göründüğü anda hakimiyet kuran o eşsiz sihrin mantıklı bir açıklaması yok. O tanıştığı her kuşağın sevgili olmayı başardı ve halen dahi olmaya devam ediyor.

Vefa’lı Yıllar

1944 yılında İstanbul’un Küçükpazar semtinde dünyaya gelen Kemal Sunal, Mimar Sinan İlkokulu’nun ardından Vefa Lisesi’ni bitirdi. Vefa onun için de bir semt adından fazlası oldu . Okulu, mahallesi, çocukluğu, gençliği… Hepsine karşılık geliyordu bu dört harfli sözcük. Vefa lisesindeki yılları haylazlığın, şamatanın bol olduğu bir dönem oldu. Esprilerden, gırgırdan hiç geri kalmadı. Kendi deyimiyle o yıllarda Hababam Sınıfı’nı adeta birebir olarak Vefa Lisesi’nde yaşamıştı. Koçero Kemal lakabı ile hem futbol takımının amigosu, hem de sınıfı mümessiliydi okulda.  Tiyatro kulübündeyken sahnedeki maharetlerini fark eden felsefe hocası Belkıs Balkır onu Kenterler’le tanıştırdı ve böylece sahne macerası başlamış oldu.

Kenter Tiyatrosu’nda Profesyonel Oluyor

Kent Oyuncuları’ nda Zoraki Tabip, Fadik Kız ve Deli İbrahim oyunlarıyla profesyonel oldu. Bir yandan üniversite öğrenimine de başlayan Sunal, bir süre tiyatro ile okulu bir arada götürmeye çalışsa da, tiyatro tutkusu baskın geldi ve üniversite eğitimine ara vermek durumunda kaldı.
Pendik Tiyatrosu’nun kurucu kadrosunda yeraldıktan sonra kariyer durakları sırasıyla Ayfer Feray(Sakar Şakir filmindeki Sevda Hanım) Tiyatrosu, Ulvi Uraz Tiyatrosu ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu şeklinde seyir etti ustanın. Kadrosunda Ercan Yazgan, Metin Akpınar, Zeki Alasya gibi genç yetenekleri barından Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda komedideki maharetlerini, türün ehil isimlerinden tiyatronun kurucusu Ulvi Uraz’dan öğrendikleriyle ve yetenekli bir genç oyuncu grubunda parlatma fırsatı yakaladı. Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz eseri Hababam Sınıfı, tiyatro oyunu olarak ilk kez burada sahnelendi ve oyunun kadrosunda o da yer aldı.

Devekuşu Kabare Ve Ertem Eğilmez’in Kayıtsız Kalamadığı Bir Yetenek

Ahmet Gülhan, Metin Akpınar ve Zeki Alasya tarafından 1967 yılında kurulan ve ülke tarihimizin en önemli tiyatro ekollerinden biri olan Devekuşu Kabare yıllarında Dün Bugün, Gergedan, Ha Bu Diyar, Yar Bana Bir Eğlence oyunlarında sahneye çıkan Kemal Sunal’ın kariyerinin dönem noktalarından biri de burada gerçekleşti. Bir oyunda kendisini izleyen ve yeteneğini fark eden Türk Sineması’nın efsanevi yönetmeni Ertem Eğilmez, ona Tatlı Dillim filminde rol verdi ve onu Yeşilçam’ın en büyük yıldızlarından birine dönüştürecek olan süreç, böylelikle başlamış oldu.
Dün Bugün Oyunundan Direklerarası (1972) Kemal Sunal’ın Tv’deki İlk Görüntüsü

Arzu Film Ve Ertem Eğilmez

Başrollerini Tarık Akan ve Filiz Akın paylaştığı filmde, yolu köyden geçen, antrenörünü Zeki Alasya’nın canlandırdığı basketbol takımındaki oyunculardan biri olarak ilk kez beyaz perdede izleyicinin karşısına çıktı.Ertem Eğilmez filmlerinin başarısını ölçmek amacıyla filmleri vizyona girdikten sonra salon salon gezerek, filmlerinde seyircilerin güldüğü yerleri not alacak kadar mesleğine ve sinemasına tutkun bir duayendi. Günümüzdeki gibi halk nezdinde tepkilerin geniş ölçekte görülebildiği platformlar söz konusu olmadığından olsa gerek, senaryosunu ve diyaloglarını bu şekilde sınıyordu. Bizlere Kemal Sunal efsanesini kazandıran, Eğilmez’in bu reaksiyon ölçümleri oldu. Eğilmez filmi izlediği salonlarda dikkat çeken bir durum vardı. Enteresan bir şekilde çok fazla repliği olmamasına rağmen seyirci Kemal Sunal’ı beyaz perdede her gördüğünde gülüyordu. Eğilmez bu duruma kayıtsız kalmadı ve takip eden yıllarda kendisine daha fazla rol teslim etti. Yine yardımcı rollerdeki başarılı Oh Olsun, Yalancı Yarim, Köyden İndim Şehire ve Mavi Boncuk performansların ardından, artık daha fazlası için her şey hazırdı. 1974 yılında Salako filmiyle kendisine ilk başrolü emanet edildi ve Türk Sineması’nda Kemal Sunal efsanesi başlamış oldu. Kendisini beyaz perdeye kazandıran Arzu Film ekolü bünyesinde hafızalara kazınacak, seyirciye neredeyse tüm repliklerini ezberlettiren filmlere imza attı. Adeta yıldızlar karması görüntüsündeki Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban, Tosun Paşa, Kibar Feyzo unutulması güç Kemal Sunal filmleri oldu. Halit Akçatepe ve Şener Şen ile oluşturdukları ikililer, karşılıklı döktürdükleri sahneler halen dahi keyifle izleniyor.

İnek Şaban Fenomeninin Önlenemeyen Yükselişi

Salako’daki rol arkadaşı Meral Zeren’in eşliki ile yine aynı yıl çekilen Şaşkın Damat ve Hanzo filmleri sonrası, takvimler 1975 yılını gösterdiğinde Hababam Sınıfı’nda rol aldı ve İnek Şaban rolündeki performansı ile ülkenin adından en çok söz edilen komedi oyuncularından birine dönüştü. Daha önce ilk olarak Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda sahneye konan, Ertem Eğilmez’in fikriyle beyaz perdeye uyarlanan Hababam Sınıfı filmlerindeki İnek Şaban rolü o kadar sevildi ki Kemal Sunal’ın filmografisi, birebir bu filmdeki  karakter olarak yer almasa, Şaban’ın karakteristik çizgilerine yakın pek çok role ev sahipliği yaptı.Süt kardeşler (Sütoğlan Şaban), Şabanoğlu Şaban, İnek Şaban, Dokunmayın Şaban’ıma, Bekçiler Kralı (Şaban Özgüneş),  Şark Bülbülü (Şaban Ballıses), Umudumuz Şaban (Ringo Şaban) bu filmlerden bazıları oldu. Hatta o kadar ki filmde canlandırdığı karakterinin ismi farklı olduğunda bile Kemal Sunal’ın bazı filmlerinde Şaban ismi geçti. Osman karakterini canlandırdığı yapımı Gerzek Şaban (1980) ve Niyazi rolünde görüldüğü Atla Gel Şaban (1984) bu filmlere örnek verilebilir.

En iyi erkek oyuncu ödülü Kemal Sunal’ın

Kemal Sunal’ın 1977 yılında Kapıcılar Kralı filmiyle Antalya Film Festivali’nde aldığı “İyi Erkek Oyuncu Ödülü” ayrı bir önem teşkil ediyordu. O döneme kadar festivallerde komedyenlere popülerlik payelerinden ötürü ya da yapıtlarının üst düzeyde sanatsal nitelik barındırmadıkları düşüncesiyle çok fazla ödül verilmiyordu. Kemal Sunal filmdeki Kapıcı Seyit rolüyle bu gidişatı değiştiren isim oldu ve bu ödüle layık görülen ilk komedi oyuncusu oldu. Sunal’ın aldığı bir diğer ödül 1989 yılında Ankara Film Festivali’nde Zeki Ökten klasiği “Düttürü Dünya” ile oldu.

Natuk Baytan Dönemi

Kemal Sunal’ın Natuk Baytan dönemi filmleri için de ayrı bir parantez açmamız gerekiyor elbette.
Yazı turada atılan paranın dik gelmesi, pokerde kare as’a 5 as çıkarılması gibi, limon yenmesine dayanamayan mafya babası gibi absürd unsurların yanında, Dikiştutmaz Sabri, Kız İsmet, Gardrop Fuat, Karbonat Erol gibi muazzam isimli kötü adamların yer aldığı filmlerde harikalar yarattı. Natuk Baytan’ın yönettiği Kemal Sunal. Sakar Şakir, Korkusuz Korkak, Tokatçı, Avanak Apti, Sahte Kabadayı, Yedi Bela Hüsnü ve Atla gel Şaban filmlerinde  filmlerinde ağırlıklı olarak, sıradan halk insanının azılı mafya babalarından ve yoksul halka zulmeden zalimlere karşı tek başına mücadele eden bir çeşit halk kahramanı profillerinde izleyenlerin sevgilisi oldu.

Komedyen Kimliğinin Biraz Uzağında

80’li yıllarından ortalarından başlayarak salt güldürü türündeki filmlerin ötesinde, Düttürü Dünya, Öğretmen, Garip gibi toplumsal yönü daha kuvvetli, mesajı daha yüksek tonda filmler çekti. Zeki Ökten yönettiği Düttürü Dünya dönemin en çok dikkat çeken yapıtlarından biri oldu.

Özel Televizyonlar Ve 90’lı Yıllar

90’lara gelindiğinde Kemal Sunal efsanesinin ülke sınırları içerisinde yeniden parlak bir gerçeklik kazandı. Bay Kamber, Şaban Askerde gibi televizyon dizileri ile seyircisiyle hasret giderdi. Ancak esas patlaması bundan bağımsız bir mekanizma ile gerçekleşti.
Özel televizyonalrın yaygınlaşmasıyla belli başlı televizyon kanallarında yayınlanan Kemal Sunal filmleri hem eşsiz yeteneğinin yeni kuşak ile buluşmasını, hem de hali hazırda hatırlarda güzel yer işgal etmiş filmlerin “Klasik” mertebesine erişmesini sağladı. Filmleri tekrar tekrar aynı keyifle izlendi ve yayınlandığı günlerde hiçbir programın, hiçbir yapımın yanına yaklaşamadığı bir reyting başarısına sahip oldu. İşin üzücü yanı kanallara ve yapımcılara tonla para kazandıran Kemal Sunal’ın, telif sorunu ve yasal gerekçelerle bu filmlerden maddi anlamda hak ettiği değeri elde edememesi oldu.

Uzunca Bir Aranın Ardından Propaganda İle Gelen Geri Dönüş

Beyaz perdeden uzak uzun bir zaman diliminin sonrasında Sinan Çetin yapımı Propaganda filmi ile beyaz perdeye dönen Kemal Sunal, bir başka usta Metin Akpınar ile kamera karşısına geçti. Oyunculuğu  hem eleştirmenlerin hem de izleyicisinin büyük övgüsünü kazandı. Propaganda’nın başarısının ardından film projelerine yeniden büyük bir tutkuyla dönen ustanın bir sonraki filmi Ali Özgentürk’ün yönettiği Balalayka filmi oldu.

Beklenmedik Veda

Balalayka filminin çekimleri için gerçekleştirdiği havayolu seyahatinde, uçakta geçirdiği kalp krizi sonucu, ülkenin en büyük gülümsemesinin sahibi, ölümüyle tüm ülkeyi bir anda yasa boğdu.

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.