Yapı kredi bankası

Aydın’da tren istasyonunda çalışan babası bir kaza sonucu genç yaşta hayatını kaybetti. Dört kardeşi vardı. Evleri yandıktan sonra İzmir’e taşındılar ve anne Roza Hanım, geçimini sağlayamayınca onu yetimhaneye bıraktı. Çocuk artık yapayalnızdı ve çalışmak zorundaydı. Elektrikçide, hırdavatçıda, çay ocaklarında çalıştı. Geceleri kütüphanelerde Fransızca öğrenmeye çalışıyordu. Çok yerde çalışması sebebiyle tanıdığı çeşit çeşit insan sayesinde, müzikle bağı hiç kopmadı ve hatta gitar öğrenmeye başladı. Askerliğini Manisa Akhisar’da, Ordu Evinde yaptı. Devamında da İzmir’de müziği hiç susmadı. Öyle ki bu ün onunla beraber İstanbul’a kadar gitti.
Her şey yoluna giriyor gibiydi.

Ankara’dan mühim bir davet aldı. Maltepe’deki Bomonti Gazinosunda çalıp söyleyecekti. Çok başarılı ve yetenekli de olsa henüz maddi anlamda rahat edecek kadar şöhreti yoktu. En ucuz nerede kalabileceğini araştırdı. “Hergele Meydanı’na git!” dediler. Gitti ve pek de iyi olmayan bir pansiyonda, tek göz bir oda buldu. “Nasıl olsa 2 gün kalacağım” diye düşündü.

Fakat bir oda arkadaşıyla kalmak zorundaydı.

Kirayı bölüşecekleri için iyi olduğunu düşünse de, tanımadığı bir adamla beraber kalacakları için biraz endişeliydi. Sabaha kadar Bomonti’de çalıp söylüyor, günün ilk ışıklarında pansiyona giriyordu. Para biriktirmeye başlamıştı.

Oda arkadaşı ise tam tersi saatlerde odada bulunuyordu; çünkü memurdu. Sabah erken saatlerde odadan çıkıyor, gece gelip erkenden uyuyordu. Bu sebeple bir türlü doğru dürüst tanışamamışlardı bile. Biri müzisyendi, biri memur… Günlerce beraber kaldılar ama birbirlerini gördükleri bir elin parmağını geçmemişti. Müzisyen, bir gün memuru onu dinlemeye davet etti.

Memur, o gece arkadaşına “sesin öyle güzel ki buralarda kalmamalısın, yurtdışında kıymetini daha iyi bilirler” dedi.

Müzisyen, 2 sene Ankara’da müzik yaptı. Daha sonra İstanbul’a döndü ve Maksim’de çıkmaya başladı. Fritz Kerten‘in orkestrasına girdi. Çalıştığı yerde emeğinin karşılığını alamayınca, aklına oda arkadaşının söyledikleri geldi ve Paris’e gitti.

İlk yılları başarısız geçse de, yurt dışından dönmeyi düşünmedi. Hatta bir aralıkta, Almanya’daki Amerikan askeri kulüplerinde şarkı söyledi. Fakat sonra…

Paris’te Jezabel şarkısıyla dikkatleri üzerine çekti.
Monte Carlo’da ses müsabakasında birinci oldu.
Yanında çalıştığı Fritz Kerten’i ve annesini Paris’e aldı.
Ününe ün katarken, Fecri Ebcioğlu da onun için şarkılar yazdı.
Hayatı boyunca 32 filmde rol aldı.
Brigitte Bardot ile başrol oynarken onun en yakın arkadaşı oldu.
Yetimhanede kalırken öğrendiği o Fransızcasıyla, Fransızlara Fransızca şarkılar söyledi, tüm dünya bizim yetimhanede büyüyen şarkıcıyı tanıyordu.
İzmir’e ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘e aşıktı…
Yıllar sonra dayanamayıp vatanına geri döndü ve orada da şarkılar söyledi.

Şarkıcı, Yeşilköy Havalimanı’nda beyin kanaması sebebiyle öldü.
Memur da çukura düşüp beyin kanaması ile hayata gözlerini yumdu.

Bu iki kaderdaş dost, kimlerdi?

Ünlü müzisyen Dario Moreno‘ya fikren öncülük eden o memur, yıllara PTT’de memurluk yapan Şair Orhan Veli idi.

Dünyaya ve birbirlerine dokunuşlarına saygıyla.

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.