Her kesimden insanın dinlerken huzur bulduğu, naif, pırıl pırıl sesiyle yaptığı sanatı bir hazine gibi tutan ve öylesine de değerli olan ses Ceren Gündoğdu ile keyifli bir sohbet ettik!

  • Kendini nasıl tanımlarsın?

Hayat müzikle başladı benim için diyebilirim. Dünyaya gözlerimi açtığım evin salonunda hem piyano hem bağlama vardı. Müzisyen bir anne babanın kızı olmak yolculuğumu çiçeklerle donattı tabir-i caizse… Piyanoya başladığımda 6 yaşındaydım, daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarında yarı-zamanlı piyano bölümünde eğitim almaya başladım. Zamanla, favori oyunu kendi şarkılarını yazmak olan bir kıza dönüşmüştüm. Üniversite yıllarında ise her toplulukta her etkinlikte şarkı söylüyor, bir taraftan Boğaziçi Üniversitesi’nde sosyoloji okuyor bir taraftan da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarında Müzikal-Tiyatro eğitimi alıyordum. Mezun olur olmaz kendimi İstanbul Devlet Tiyatroları’nın sahnelerinde buldum. O gün bugündür farklı projelerde şarkı söylemeye devam ettim. Şimdiyse en büyük hayalimi gerçekleştiriyor, uzun zamandır cebimde biriktirdiğim kendi şarkılarımı dinleyiciyle paylaşıyorum. Mutluyum!

Ceren Gündoğdu
  • Seni Hope Cladwell karakteriyle 2011 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosu/Sidikli Kasabası Müzikali’nde gördük. Son iki sezondur da Damdaki Kemancı Müzikalinde baş rollerden biri olarak izliyoruz seni. Ferahnaz (Anne) ve Zafer Gündoğdu (Baba) mutfağında olmanın domino etkisi mi bu? Oyunculuk olacak mı kariyerinde?

    Çanakta ne varsa kaşığa o geliyor. Babam, Anadolunun müziğine ve dolayısıyla bu toprakların kültürüne çok önemli katkılarda bulunmuş, işine aşkla bağlı, çok çalışkan, çok üretken bir müzik adamı. Annemse bizim evin en güzel sesli kadınıdır! Onlarla büyümek en büyük zenginliğim oldu ve tabii ki ilerlediğim yolu seçmemde çok önemli etken varlıkları. Müzikal oyunculuğuna gelecek olursak, müziğin dansın ve oyunculuğun birleşiminden güç alarak bir hikaye anlatmak beni çok heyecanlandırıyor oldum olası! Ben oyunculuğu, şarkı yazarlığını ve şarkıcılığı ayrı şeyler olarak görmüyorum, hepsi birbirini bütünlüyor benim dünyamda. Bir şarkı yazarı olarak nasıl kendi hikayelerimi anlatıyorsam, dünyasına girdiğim karakterlerle de başka bir hikayeye tanıklık ediyorum.Yeni sezonda da hem Damdaki Kemancı Müzikali’ne hem de benim konserlere devam edeceğiz.
Ceren Gündoğdu
  • Boğaziçi Caz Korosu, İKSV, Genç Caz, Akbank Caz ki soprano sesin buna çok müsait. Bir caz albümü gelir mi? Biz dinleyici olarak bekliyoruz mesela!

Madem istiyorsunuz bir düşünmeli bunu! Üniversite yıllarından itibaren uzun sure caz söyledim, hala da evde arabada sürekli dinlemeye ve söylemeye devam ediyorum. Mesela şarkı yorumculuğumda Ella Fitzgerald hayranlığımın büyük etkisi vardır bence, zira çoğunluğun rock ve pop dinlediği lise yıllarında ben sıkça Ella dinlerdim. Öte yandan hayatımın en unutulmaz konserlerinden biri geçtiğimiz yıllarda CRR Caz Orkestrası’yla solist olarak verdiğim senfonik konserdi. Dolayısıyla, her ne kadar önceliğim cebimde biriktirdiğim şarkıları yayınlamak ve kendi müziğimle var olmaya çalışmak olsa da ilerleyen zamanlarda böyle bir proje içerisinde ve paralelinde caz festivallerinde de yer almak çok keyifli olur benim için.

Zafer Gündoğdu

“Etrafımızdaki şarkı bombardımanına rağmen dinleyici iyi olanı seçecektir.”

  • Ferahnaz ve Zafer Gündoğdu. Sanatcı bir anne ve babanın kızı olmayı bize anlatır mısın? Hatta eşinin de müzisyen olması? Dört tarafı su ile çevirili ada parçası gibisin. Hayat beni müzik eşliğinde karşıladı diyebilir miyiz? Ya da genelde müzik hayatın nasıl başladı sorusu yerine senin hayatın müzikle başladı? Avantaj ve dezavantajları nelerdi?

Dezavantajı var mıdır bilmiyorum çünkü benim normalim bu olduğu için aksinin ne olduğunu kestiremiyorum. Fakat avantajlarının sayısız olduğunu biliyorum. Anne babanın desteği, ilgisi ve öngörüsü çocukluğumdan beri her zaman pusulam oldu. Her köşesinden müzik sızan bir ortamda büyümek, kendi hayatımla ne yapmak istediğimi çok küçük yaşta keşfetmemi sağladı.

Volkan ise hem en yakın dostum hem en büyük destekçim… Sizinle aynı hayali paylaşan bir oyun arkadaşına sahip olmak, işinize saygı duyan bir adamla hayatı paylaşmak paha biçilemez bir şey. Sürekli üretebiliyor olmamda, onun bana olan desteğinin, müziğime olan inancının, müzikalitesinin ve tecrübelerinin etkisi çok büyük.

  • “Etrafımızdaki şarkı bombardımanına rağmen dinleyici iyi olanı seçecektir.” cümlesinin sahibi olarak yürüdüğün bu yolda cümle ile paralel Galatasaray Üniversitesi’nde Şöhret Kültürü üzerine bir tez yazdın. Bu tez süreci sana neler kattı ve bu yolda yürüyenler için ne söylemek istersin?

Bu soru için çok teşekkür ederim. İnsan edebinden ben şunları şunları yaptım diye sıralayamıyor yaptıklarını. Karşı tarafın, basmakalıp sorular sormak yerine seninle ilgili olup biten şeyleri araştırması çok kıymetli o yüzden… Kısaca bahsedecek olursam, şöhretlerin günümüzde kullandıkları samimiyet dilinin özünde ne kadar gerçek olduğunu irdeleyen ve dinleyicinin şöhretlerle özdeşim kurmasında bireysel varoluşlarını gerçekleştirme isteklerinin ne derece etkili olduğunu araştıran bir çalışma yaptım. İnsanlara ve ürettiklerine verdiğimiz değer, bir başkasının verdiği üzerinden oluşmaya başladı. Bir şarkı çok dinleniyorsa iyi, bir video çok izleniyorsa başarılı olarak adlandırıyoruz. Bizim için ifade ettiği şeye bakmaksızın. Halbuki kişi kendine gerçekten iyi gelen müziğin arayışında olmalı. Herkesin sevdiğini sevmek zorunda değiliz. Ya da bir şey çok popüler diye muhalif de olmamalı insan…

Bu yolda yürürken en önemli şey kim olduğunu unutmamak, nasıl bir müzik yapmak istediğini unutmamak ve kendin gibi olmakta ısrarcı olmak çünkü samimi olmak; x şekilde giyinmek, x şekilde konuşmak değil kendin gibi olmaktır bence. O yüzden, bir başkasına benzemeye çalışmadan yol almaya çalışmalı insan…

  • Melihat Gülses’e benzetenler oldu mu?
Melihat Gülses

Bazen. TRT’de program yaptığım dönemde çok gelen bir soruydu. Mutluluk verici bir durum bu. Çok severim kendisinin sesini ve yorumunu…

  • Dinleyicilerin radarına girdiğinde, seni canlı dinlenecekler listesine aldığını görüyoruz. Dinleyici ile bu bağın nasıl oluştuğunu düşünüyorsun?

Bunu duymak çok güzel. Benim için şarkı söylemek uyumak gibi dua etmek gibi doğal bir alışkanlık, içten gelen bir ihtiyaç. Dijital imkanların gelişmesi müzisyenlerin sesini duyurmasını büyük ölçüde kolaylaştırmış olsa da bir taraftan da canlı performansları daha kıymetli hale getirdi bence çünkü canlı performanslar erler meydanı, kimin gerçekten şarkıcı olduğunu konserlerde deneyimliyor dinleyici. Benim içinse konser yapmak, konser vesilesiyle sohbet etmek en az şarkı söylemek kadar kıymetli çünkü konserler birbirimize temas etmenin en içten, en samimi yolu. Bu yüzden olabildiğince çok şehir gezip olabildiğince çok yeni insanla tanışmak istiyorum.

Şarkıların ‘Cerence’ Hali!

  • Bu nazenin sesi, istanbul’lu gelin dizisinde TSM söylerken, bir bakmışız Caz tınıları taşıyan saund ile Ferdi Tayfur – Hatıran Yeter şarkısında ya da Sam Smith – I’m Not The Only One şarkısını da söylerken buluyoruz. Bu kadar renkli bir ses sahibi olmak karışıklığa neden oluyor mu?

Bu sorunun cevabı için hikayenin en başına “müziğin bende nasıl başladığına” ve anne-baba faktörüne dönmeliyiz sanırım. Farklı müzikleri dinleyerek büyümüş olmamın ortaya çıkardığı bir sentez durumu bu. Çok fazla maruz kaldım güzel ve iyi müziğe. Bu da benim müzikal zevklerimi ve yatkınlıklarımı belirledi. Türk Halk Müziği şefi bir baba, Türk Müziği sanatçısı bir anne, piyano ve müzikal-tiyatro eğitimi alan, pop dinleyerek caz dinleyerek büyüyen bir Ceren var ortada. Haliyle, müziğin formlardan ve tarzlardan öte bir varoluşu olduğuna inanıyorum. Bugüne dek, popülizme hizmet etmektense içsel olarak ne hissettiysem onu ortaya koydum. Hangi şarkıyı sevdiysem onu söyledim tarz ayırt etmeksizin. Bu yüzden de konserlerimde kendi şarkılarımın yanı sıra farklı tarzlarda şarkıların ‘Cerence’ halini dinlemek mümkün.

Ceren Gündoğdu
  • Klibin ve parçan deyim yerindeyse su gibi… Ve platonik bir aşkı barındırıyor sözleri. Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte mi? Vealbüm ne zaman?

Evet, kesinlikle bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte!Yani sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda değil. Her şeye sahip olma arzusuyla yaklaşmaya başladık artık. Halbuki insan aşık olabilme özgürlüğünü kaybetmemeli. Aşık olabilirsin, acı çekiyor olabilirsin, kavuşamıyor olabilirsin ama sadece aşık olduğun için zaten güçlüsün. Bu duyguları hissedebilsiğin derece insansın… ‘Ben Hep Seni Sevdim’, bunun farkında olan, gizliden ve derinden sevenlerin şarkısı. Albüm 2020 Nisan’ında geliyor. Tamamı benim şarkılarımdan oluşan bir albüm hazırlığındayız. Belki bir tane cover süprizimiz olabilir, heyecan dorukta!

  • Bu kadar müzik, aile, eş, yediğin yemek, içtiğin suya kadar her şey müzik. Gönlünde yatan aslan nedir?

En büyük gayem müziğimi daha çok insanla paylaşmak, konserler sayesinde daha çok kişiyle tanışmak ve hep bir ağızdan söylemek şarkılarımı. Şarkı söyleme ve şarkı yazma arzumun gerisinde insanlarla bağ kurabilme isteği yatıyor zaten. Dilerim ki dinleyenler anlattığım hikayelerde kendi hikayelerinin yansımalarını görsün çünkü gerçek bir bağ kurmanın yegane yolu bu, bu bağı kurdukça da yalnızlık duygusuyla baş edebilmek kolaylaşıyor hayatta.

Misyonunun ne olduğunu düşünüyorsun?

Misyonum ne bilmiyorum ama dünyaya şarkı söylemek için geldiğimi biliyorum. 31 senedir bu böyle. Şarkı söylemek benim için yaşadığımı hissetmenin, iç dünyamı keşfetmemin ve bir başkasının hissettiklerini farkedebilmenin en gerçek, en etkili yolu. Bir başka deyişle, Sylvia Plath‘in ‘Neden yazıyorsunuz?’ sorusuna verdiği cevapta kendimi buluyorum; “Yazıyorum çünkü içimde susturamadığım bir ses var.” diyor kendisi. Benim için de müzik öyle bir şey; şarkı söylüyorum çünkü içimde susmayan bir ses var! 

Yeni yayınladığınız şarkı ‘Sağım Solum Aşk’ı bir de sizden dinleyelim mi?

‘Sağım Solum Aşk’ bir nevi temenni şarkısı benim için. Etrafımız aşık insanların enerjisiyle dolu olsa ne Merkür retrosu ne başka bir şey tadımızı kaçıramaz gibi geliyor J Şaka bir yana, güzel hisseden insanın etrafına da güzel hissettirme gücüne sahip olduğuna inanıyorum o yüzden böyle bir temennim var. Öte yandan bu şarkı beklemediği bir anda aşık olan birinin şarkısı. Güzel şeylerin ansızın kapımızı çalabileceğine dair olan inancımızı tazeleyen bir şarkı olsun istedim. Şarkının sözü ve müziği bana, düzenlemesi Arel Koray Nalbant’a ait. Video klibini benim içi ayrıca özel kılan durum ise ilk kez bir klibimin senaryosunu benim yazmış olmam. Yönetmenimiz Onur Cabi ile müzikal tadında bir klip çekme hayaliyle yola çıktık ve klipte bana, daha önce yer aldığım müzikallerde sahneyi paylaştığım yakın arkadaşlarım eşlik ettiler. Dolayısıyla biz çekerken çok eğlendik! Umarım izleyenlere de bulaşır…

  • Karma Türkiye ailesi için ne söylemek istersin?

Karma Türkiye ailesini çok seviyorum. Sizin gibi nitelikli, samimi insanların bir arada olduğu, işini gerçekten özenle yapan insanlar sayesinde sesimizi duyurabiliyor, derdimizi ve kendimizi anlatabiliyoruz. Bu güzel sohbetimiz beni çok mutlu etti. Teşekkür ediyorum kocaman!

Lütfedip içerisinde yer aldığın için biz teşekkür ederiz. Yolun, bahtın açık olsun!

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.