eski bayramlar

Bu bayramda hepimiz, geçmiş bayramlara çok daha fazla ve çok daha derin bir özlem duyuyoruz. Topluca bir “iyi bayramlar” mesajı göndermek, eskisi kadar cezbedici gelmiyor şimdi… Şikayet ettiğimiz komşu çocuklarına apartmanın önünde bile rastlamıyoruz. Bir dahaki bayramda yeniden bir arada olmak dileğiyle, gerçek anlamda, “nerede o eski bayramlar” diye iç geçiriyoruz.

Peki neydi o eski bayramlar?

1- Öncelikle bayramdan hemen önce, arife gününde; evimizi de kendimizi de tertemiz yapardık eskiden. Annelerimiz sıcak sularla leğenler içinde yıkardı bizi, çocuklar bile evin camlarını silerdi… Arap sabunu kokan mis gibi bir evde, pürü pak, oturur, bayramı beklerdik.

2. Bayramdan 1 hafta önce alınan bayramlık kıyafetlerimiz; bayramın ilk günü, sabahın ilk saatlerinde ütülenip asılan askıdan alınır ve özenle giyilirdi.

Her şeyden önce yüzümüzü yıkar yıkamaz, büyüklerimizin elini öperdik.

3. Özellikle kızlar güzel bir elbisenin altına kırmızı parlak rugan ayakkabı giyerdi. Erkekler ilk kravatlarını takardı. Gece heyecandan uyuyamayıp, yanımızdan ayırmadıklarımız hani…

4. Öğle yemeğinden önce kardeşlerle, arkadaşlarla toplanılır, mahalledeki çocuklara katılınır ve şeker toplamaya gidilirdi. Belki de çalınan kapı bizim olurdu, bizler şeker dağıtırdık! Misafirlerin ve çocukların erkenden gelişine telaşlanan büyüklerimiz, her şeye rağmen, kocaman gülümsemeleriyle açardı evlerin kapılarını…

5. Bayramın en güzel kısmına geliyoruz: Topladığımız harçlıklar! Ellerimizi açıp, beklerdik mahallenin büyüklerinin kapısında yahut büyük anne, büyük babalarımızın önünde… Mendillerin içindeki harçlıklarımızı karşılaştırırdık sonra!

6. Sonra misafirliğe gidilirdi! Evlerde yaprak sarmalar, baklavalar, şekerler, börekler mideye afiyetle indirilirdi. Enerji deposuyla, bir dahaki bayramda “ben seni tanıyorum, hadi gel oynayalım” diyebileceğimiz arkadaşlar edinirdik mahallede oyun oynayarak… Saklambaç, yakar top, simit!

7. O zaman AVM’ler yoktu. Toplanan bayram harçlıkları mahalle bakkalında harcanırdı… Ya da seyyar salıncakçı amcaya verir, dilediğimizce sallanırdık!

8. Gün bittiğinde yorgun argın eve döner ama ertesi gün yine mahalledeki o bayram heyecanını yaşamak için can atardık. Hava sıcaksa, bayramın son günü de, yakın akrabalarla pikniğe gidilirdi…

9. Ve televizyon… Şimdiki gibi sosyal medyadan yapılan paylaşımlara değil, televizyondaki bayram programlarına yahut yeşilçam filmlerine ilgi duyulurdu. İzlerdik, gülerdik, eğlenirdik. Bir arada olmanın tadını çıkartırdık.

10. O zamanlar ne sosyal mesafe vardı, ne bunca kaygı, ne mahallelerde onca araba… Eski bayramlar güzeldi. Hayata kısa bir mola vermek demekti. Sevgi ve neşeyle dolu geçerdi. Küsler barışır, çocuklar dilediğinde şeker yerdi. Öpmek, sarılmak yasak değildi…

Bugünler geçtiğinde, eski bayramları geri getirmek ve büyüklerimize sarılabilmek için, bu bayramı evde ve daha sakin geçireceğiz. Olsun. Belki de artık, kıymetini bileceğiz. Eski bayramları aslında hep ruhumuzda taşıdığımızı öğreneceğiz…

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.