Özgürlüğün, doğaçlamanın, kendine has oluşun, gücün, zerafetin, yeteneğin ve aklın; duygulara su gibi akışındaki notalara caz müzik denir.

Nedir bu “Caz Müzik”?

1900’lerin başında, Amerika’nın güney eyaletlerinde, Afrikalı-Amerikalı ve Batı müziği tekniklerinin harmanlanmasıyla doğdu jazz; Türkçe adıyla caz müzik.
Dünyaya yayılırken de dallanıp budaklandı elbette. New Orleans, Swing, Kansas, Çingene cazı, avangart, serbest caz, Latin caz, soul, caz rock, smooth, caz funk ve daha nicesi…
Tam anlamıyla tanımı güç fakat tek kelimeyle anlatmak gerekirse; doğaçlama.
Doğaçlamanın kökenleri yine Afrika’dan…
Baş rollerimizse nefesliler, üflemeliler ve vurmalı gitarlar. Geneli alaylı olan siyahi müzisyenler, kendi ufak gruplarını kurmaya başlamış, gezici olan ve cenazelerde çalan bu gruplar, müziğin kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşmasını sağlamış.
Peki bu köklü ve tınısı büyüleyici müzik türünün, günümüzde Türk kadın neferleri kimler?

Başak Yavuz

Müziğe ilkokulda aldığı piyano dersleriyle başladı fakat bir süre sonra “sokakta top oynamak varken neden evde piyano çalayım?” diyerek bıraktı. Müzik onun peşini pek tabii bırakmadı… Lisede müzik gruplarına katıldı ve kendini hemen gösterebildi. Üniversitede müzikle ilgili bir bölüm okuyamasa da, caz müzik, sesinin ipek perdesinden dolayı resmen onu seçti.

Mimarlıkta yüksek lisans yaptım. Çok sevdim. Mimarlığı bırakmamın sevmemekle alakası yoktu. 3 sene kadar çalıştım. İş yerimdeki amirimiz Koray Güney, tam bir cazseverdi. Özellikle yeni işleri ilgiyle takip ederdi. Quartet Muartet’in albümü de daha yeni çıkmıştı. Bize de zorla dinlettiriyordu. Bir dinledik, iki dinledik derken bir de baktım ki seviyorum.”

Farkına bile varmadan caza kendi deyimiyle “kendini adadı. Çünkü yine ona göre “caz, yürek isterdi.” Yüreğiyle ve sesiyle dünyada bilinen Başak Yavuz’un Things ve A Little Red Bug isimli iki albümü var.

Şirin Soysal

19 Ocak 1980 yılında Viyana’da doğan renkli gözlü sanatçımız, ailesinin diplomatik kariyeri sebebiyle uzun süre Avrupa’da birçok şehirde yaşadı. 1998’te Trinity College‘da tiyatro okumaya gitti. Sinema üzerine yüksek lisans yaptı. On altı yaşında Mustafa Yurdakul‘dan klasik şan dersleri almaya başladı. 2008’de İstanbul’da vokal çalışmalarına başladı ve 2009’da caz standartlarını yorumlayarak profesyonel olarak sahne almaya başladı. 2011’de çıkardığı ilk albümü Bir Şeyler Var, ona dişi Tom Waits unvanını kazandırdı.

Şirin Soysal,Türkiye’de Zeliha Berksoy‘dan beri, kırk sene sonra, Weill bestelerini Almanca olarak yorumlayan ilk Türk sanatçı oldu.

Jülide Özçelik

1975 doğumlu caz müzik sanatçımız, İstanbul’daki lise eğitiminden sonra Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin hafif batı müziği bölümünü kazanarak müzik dünyasındaki kapıları araladı. Mezun olduğu sene İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin müzik bölümününe tam burslu olarak girdi. Burada vokal performans bölümünde Nükhet Ruacan ile vokal teknikleri üzerine çalıştı. Birçok farklı projede yer aldı ve bizi Türk müziklerin jazz versiyonlarıyla tanıştırdı. Jazz Istanbul Volume 1 albümünü çıkarttı. Şu anda, İstanbul 12 Orkestrası’nda da solist.

“Yeri geldiğinde ben Vivaldi, Beethoven da dinledim; Pink Floyd, Metallica, Neşet Ertaş, Orhan Gencebay da… Ruh halime göre… Yeri gelir bir hafta halk müziği dinlerim. Bazen kafam çok bozuktur, Megadeth dinlediğim de olur. Benim için kriter; iyi müzik.”

Elif Çağlar

Yine 1980 doğumlu müzisyenimiz, aynı zamanda prodüktör… 1998-2002 seneleri arası, İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bolümü’nde; Ali Perret, Can Kozlu, Aydın Esen, Nükhet ve Neşet Ruacan, İmer Demirer, Selen Gülün gibi Türkiye’nin önde gelen caz müzisyenlerinin yanı sıra, Butch Morris ve Ricky Ford’un da öğrencisi olarak, “Caz Kompozisyonu” üzerine eğitim aldı.

2006’da, caz performansı üzerine lisans üstü eğitim almak için gittiği ve yaşayan efsane Sheila Jordan’ın öğrencisi olduğu New York, Queens College bünyesindeki The Aaron Copland School of Music’ten ödülle mezun olan ilk Türk oldu. Tamamı İngilizce, söz ve müziği kendine ait olan M-U-S-I-C isimli ilk albümü ile dinleyiciler ve eleştirmenler tarafından beğeni topladı: Bu, Türkiye’de bir ilkti.

Esra Kayıkçı

Esra Kayıkçı; aslında aynı zamanda arkeolog. Tarihin gizemli sayfalarına olan tutkusu caz müzik için de geçerli. O’na göre, “arkeoloji de, müzik de keşif içeriyor…”  Gitar, kontrbas ve flüt çalan, kadife sesli, güler yüzlü sanatçı hakkında çok bilgi paylaşılmamış olsa da, O’nun caz ile ilgili görüşünü ve Bozgun Hatıra isimli bir albümü olduğunu biliyoruz.

“Kabul görmüş birçok iş klişeleşme tehlikesiyle yan yanadır ve bu yenilenmenin, dönüşümün ve heyecan duygusunun çok uzağındadır. Caz ya da başka bir tür; hangisi olursa olsun içinde bir arayış ve öneri barındırmadıkça geçici zevklere hitap etmenin ötesine geçemeyecektir.”

Selen Gülün

1989 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı yarı zamanlı Piyano bölümünden mezun oldu ve daha sonra müzik eğitimine Mimar Sinan Üniversitesi’nde devam etti. 96 senesinde Berklee College of Music’te Caz Besteciliği okumak üzere Amerika’ya gitti. İki senede, özel derece ve ödülle mezun oldu. Orada kurmuş olduğu Just About Jazz adlı grubu ile Amerika, Avrupa ve İstanbul’da konserler verdi. Şimdilerde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Selen Gülün; Türkiye, İngiltere, İtalya, Amerika, Brezilya ve Fransa’da sesini duyurmayı başardı. Başarılı müzisyen, bestecilik yanında performans çalışmalarına Just About Jazz grubu ve liderliğini sürdürdüğü Trio ile devam ediyor.

Ece Göksu

Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak Ankara’da dünyaya gelen Göksu, henüz 5 yaşındayken piyano çalmaya ve Ankara Devlet Opera ve Balesi çocuk korosunda şarkı söylemeye başladı. 11 yaşında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne girdi. 2002 yılında İstanbul’a taşındı ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konsevatuvarı‘nın piyano bölümünden mezun oldu.

2007 yılında burs kazandı ve New Jersey’de caz vokal yüksek lisansı yapmak üzere Amerika’ya gitti.

Caz müziğe olan ilgisi, üniversite yıllarında başladı. Ve bizi O’nun sesiyle buluşturdu! Son yıllarda ise Slow Hot Wind ve Masal isimli iki albüm yayınladı…

Tüm başarılı caz kadın sanatçılara örnek olan ilk Türk kadın caz sanatçısı Sevinç Tevs‘i anarak derlemeye son veriyoruz… Müzikle kalın!

Türk Cazının İlk Sesi: Büyük Sanatçı Sevinç Tevs