istanbul

“Boğulacaksan büyük denizde boğul!” dedikleri yerdir İstanbul. Kalabalığı, gürültüsü, olayı hiç bitmez Hem de var olduğu ve bilindiği ilk günden beri! Uğruna dökülen kan ve yaşanan her savaş, iki yakasını bir araya getirememiştir yine de şehrin… Fethedilmesi zor, sevmesi kolaydır. Nefret ettirse bile bazı bazı, şeytan tüyü vardır; vazgeçilmezdir. Görmek istersen, ihtişamlı geçmişiyle göz göze gelirsin. Duymak istersen, yaşanmışlığın fısıltısını duyarsın. Uymak istersen sokaklarında dolaşır, kokusuna bulaşırsın. Aklın kaldırmaz; kötülüğün, pervasızlığın, cehaletin, sonradan görmüşlüğün ortasında kalakalırsın. Yine de İstanbul, İstanbul’dur işte! Ötesidir, bir yandan o kadardır… Ne kadar şuhsa, bir o kadar muhafazakardır. Ne kadar masumsa, o kadar günahkardır. Bazı semtlerde vakur, bazılarında utanmaz, bazılarında ise koca bir haksızlıktır… Bir yanı altındır, diğeri fakir bohçası… Taşı, toprağı, acısı, kahkahasıyla; insanlarının da her biri birer İstanbul’dur aslında.

Güzellikleri ve özellikleri saymak ve görmekle bitmeyecek olan aziz şehir İstanbul’u anlatmaya çalışmak da zordur. Bir şiirde, bir kitapta, bir şarkıda rastlaşmanız olasıdır onunla. Hiç gitmemiş olan bile yadırgamaz şehri, duyumsar ruhunun bir yerinde… İyi veya kötü! İlhamdır İstanbul, nereden çıkıp geleceği belli olmayan sevgili gibi… Ve bu şehir, öğrenirken de, yaşarken de, izlerken de çok güzeldir.

Biz de, sizler için, İstanbul ve İstanbul’un büyüsünden ilham almış 5 filmi listeledik. Keyifli seyirler!

1) Anlat İstanbul

Sıradan bir klarnetçi Fareli Köyün Kavalcısı olur, talihsiz bir kadın Külkedisi’ne dönüşür, yalnız bir kadın Uyuyan Güzel olur, Pamuk Prenses ise kısa zaman içerisinde sekizinci cücesini bulur…
Asırlardır dillere pelesenk olmuş, çok sayıda uyarlama bu beş önemli masal, İstanbul’un eşsiz büyüsü ve görünmeyen alemleriyle birlikte, şehirde geçen beş hikayeye dönüşüyor.
Beş ayrı yönetmen tarafından çekilen bu beş farklı hikaye, sinemamızın öncül yapıtlarından biri. Müthiş bir kurgu ile masalların eş zamanlı başladığı hikayeler, oyuncu kadrosunun sağlamlığı ve hem sade hem de dolu dolu bir anlatımı olan film oldukça başarılı. Ayrıca, Gökhan Kırdar’ın imzası da belirgin. İstanbul’da geçen bu masal diyarı, rüya atmosferinin gerçeklikle muazzam şekilde bütünleşmesini düşük bütçeye rağmen izleyiciye sunmayı başarıyor.

2) İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek

İstanbul şimdi ne kadar büyülü bir şehirse, 17. yüzyılda da öyleymiş… Bu film sayesinde öğrendiğimiz bu büyünün geçmişi, Mustafa Altıoklar’ın sağlam oyuncu kadrosuyla 1996’da çektiği filmde; dünya üzerinde uçmayı ilk deneyen insan Hazerfan Ahmet Çelebi’nin efsaneleşmiş hikayesini bir İstanbul mucizesi ve ihtişamı ile izliyoruz. Hem yüreği hem gözü besleyen bu film, görüntü kareleri ve hikayenin büyüsüyle bizleri hakimiyeti altına alıyor.

3) Bir Tutam Baharat (A Touch of Spice)

2003 yapımı, Tassos Boulmetis yönetmenliğindeki filmde; İstanbul’dan Yunanistan’a göç etmek zorunda kalan aşçı Fanis’in 35 yıl sonra İstanbul’a geri dönüşü anlatılıyor. Yemek ustası ve akıl hocası olan büyükbabası, Faris’e hem yemekleri hem de hayatını tatlandırabilmek için baharatlardan yardım alması gerektiğini masalsı bir dille anlatıyor. Büyüdüğünde aşçı olan Fanis, 35 yılın ardından Atina’dan ayrılır, büyük babası ve ilk aşkıyla bir araya gelebilmek için İstanbul’a döner.

Hayatın sırrının yemek ile anlatıldığı, İstanbul’un kusursuz bir şekilde tasvir edildiği filmde ders alınacak birçok nokta da mevcut.

4) Salak Milyoner

Kayseri’den İstanbul’a gelen Himmet, Saffet, Hayret ve Gayret’in babalarından kalan mirasın izini sürerken izlediğimiz filmde, şehir tüm naifliğiyle ön planda. Hikayesini hepimizin çok iyi bildiği filmin İstanbul sahnelerinin başlangıç noktası bir klasik olarak Haydarpaşa Garı!

Evinde kalacakları Mehmet Çavuş’u bulmak için Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda gördüğümüz dörtlü, daha sonra hazine aramaya Taksim Meydanı’ndan başlar. İnönü Stadyumu çevresi ve Mehmet Çavuş’un Altunizade’deki evinde devam eden arayışları sırasında, biz de yavaş yavaş yapılaşmanın arttığı ve trafik sıkıntısının başladığı bir İstanbul’a tanık oluruz.

5) Ah Güzel İstanbul

Ah Güzel İstanbul, 1966 yapımı bir Türk film… Senaryosunu Safa Önal ve Ayşe Şasa’nın birlikte yazdıkları bu kara komedi tarzındaki filmi Atıf Yılmaz yönetti, baş rollerinde Sadri Alışık ve Ayla Algan oynadılar. Siyah beyaz görüntülerini Gani Turanlı‘nın çektiği filmin müzikleri Metin Bükey‘e ait.

‘Artist’ olmak için köyünden kaçan bir genç kız ile alkolik bir sokak fotoğrafçısının öyküsünün anlatıldığı filme San Remo’da 10.Uluslararası Bordighera Gülmece Filmleri Şenliği ‘nde “Gümüş Ağaç” ödülü verilmiştir.

6) Hamam

Francesco ile Marta, Roma’da küçük bir dizayn firmasını işleten karı kocadırlar. Bir gün Francesco’nun uzun zamandır unutmuş olduğu teyzesi Anita vefat edince, İstanbul’a doğru yola çıkarak kendisine miras kalan hamamın satış işlemleri ile ilgilenmeye gider. Orada bu hamamı işleten aile ile tanışır. Ailenin fertlerinden birine karşı bir çekim hisseder. Dahası ailenin tümü ile Türkiye’deki atmosfere karşı kendisini yakın hissederek hamamı satmaktan vazgeçer…

Ferzan Özpetek yapımı olan film Antalya Film Festivali’nde birçok ödül aldı. Baş rolde ise genç Mehmet Günsur vardı!

7) İstanbul Kanatlarımın Altında

İstanbul Kanatlarımın Altında, yönetmenliğini Mustafa Altıoklar’ın yaptığı, 1996 yılı yapımı bir Türk filmi… Filmin müziklerini Tuluyhan Uğurlu yaptı. Filmin müziği Kaset ve CD olarak yayınlanmış oldu ve filmden daha çok ses getirdi.

Filmde, 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin IV. Murat döneminde, dünya tarihinde uçmaya teşebbüs eden ilk kişi olarak giren Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi’nden uçması anlatılır.

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.