madımak

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı, dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin‘in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi. Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti.

Kalabalık, önce Sivas Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Daha sonra Madımak Oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin‘in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak hayatını kaybetti.

Dışarda, ‘Bunların katli vaciptir’, diye bağıran tekbir getirerek oteli taş yağmuruna tutan kalabalık beklerken 3 şair, olacakların farkındalardı. Aralarından biri, “Olaylar büyür de birimize bir şey olursa ne yaparız?” diye sordu. Elindeki kırık fırça ile, dışarıda bekleyenlerin nefretine, kinine karşı koyamayacağını bildiği halde o kırık fırçayı elinden bırakmayan ve uzaklara dalan şair Metin Altıok, o soruya “Kalanlar ölenler için şiir yazar” dedi.

Sivas Katliamı için, işte böyle, şiirler yazıldı…

Hasretime hasret kattın, hasrete
incinsek de incitmeyiz, zulm ile
geldik size, dikensiz bir gül ile
can veririz, can almayız, biz canız
Akarsular ile coştum, çağladım
hasret ile yandım, ağladım
nice canlar ile kül oldum, öldüm
can veririz, can almayız, biz canız
Pirimi asanlar, doymadı kana
canımı yakanlar, baktı dumana
zulüm yapmaz, insan insana
can veririz, can almayız, biz canız
Nesimiler ölmez gafil, aldandın
mazlumlar ardından gelmez mi sandın
Akarsular coştu, birden bulandın
can veririz, can almayız, biz canız
Canımı yaktınız, kanlı Sivas’ta
Gülemem, ağlarım, şu gönlüm yasta
canım feda olsun, pir sultan dosta
can veririz, can almayız, biz canız!
Selda Bağcan

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak
Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak
Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek
Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak
Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek
Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek
Kucaklıyor beni Metin Altıok
“Aldırma” diyor gülerek
“Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak!”
Ataol Behramoğlu

Ölüler dirilirdi, çıkamazdım ki otelden
Ben otelden hiç çıkamazdım ki her şeyi bilen bir adam gibi gelip geçerdi
Kış ve hayaletler halinde yaz sürüleri
Gündüz ve gece gece desem gece,
Gündüz desem gündüz ve desem ki
Sonuncu günü dünyanın
insan eliyle yaratılmasının sonuncu günü.
Edip Cansever

Sevgisiz bir Tanrı’nın kinle büyüttüğü
Ölüme tapınan o siyah adamlar
Onlar bir gün yağmurlardan sonra
Güneş salkım salkım dallarda yanarken
Rüzgârdan utanıp sudan korkmazlar mı?..
Ayrılık herkesin kapısını çalar bir gün
Dağlar kararırken ya da günün eşiğinde
Onlar, saz kırıp şiir yakanlar
İçlerinde gezinen kederi bir türküyle
Bastırmak isterlerse derinden ve sessiz
Çalmazlar mı duvarlara kirli bedenlerini?..
Kimse temizim demesin, kimse
Bütün bir ülke odun taşıdı Behçet’in yangınına…
Onlar, secdesi küf kıblesi korku olanlar
Onlar birgün ölüm menevişlenince içlerinde
Tütmez mi kirpiklerinde “dumanı lekesiz biri”?
Şükrü Erbaş

Ateşi, ah o otel ateşini körükleyen pis kokulu her nefeslerinde
Sonra ben geldim sen hep bir şeydin, bunları dedim tek tek
Kelime kelime
Ağlıyordun, gözyaşların yere düşmeden önce
Ben düştüm yere, oraya
Hayatın kefenini diken sahte şairlerin parmaklarımla kazdığım
Mezarına: Şerefine!
Küçük İskender

Madımak, bugün, hala yanıyor...

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.