stanley kubrick

Stanley Kubrick; teknik kusursuzluk arayışı, entelektüel sembolizmi, mükemmeliyetçiliği ve ince ayrıntılarıyla tanınır. Ya siz, onu hala tanımıyor musunuz?

Kariyerine New York’un Look dergisine amatör fotoğraflar çekerek başladı. Kısa zamanda Look dergisinin fotoğrafçılarından biri oldu.
İzlediği filmlerden çok daha iyisini yapabileceğine inanarak yönetmenlik yapmaya başladı. 
İlk filmleri olan Fear and Desire, Killer’s Kiss ve The Killing ile kendisini ispatladı. Paths of Glory ve Spartaküs ise onun iyi yönetmenler arasındaki yerini almasını sağladı.

1960’lı yıllarda Lolita filmini çekmek üzere İngiltere’ye giden Stanley Kubrick, yaşamının geri kalanını bu ülkede geçirdi.
Dr. Garipaşk, satirik komedinin sinemadaki önemli örneklerinden biri olarak kabul edildi… Ancak Kubrick‘i 20. yüzyılın en önemli yönetmenlerinden biri yapan, 1968 MGM Cinerama prodüksüyonu olan 2001: Bir Uzay Macerası ve 1971 yapımı Otomatik Portakal oldu.

William Makepeace Thackeray’in bir romanının sinemaya uyarlanması olan Barry Lyndon, Jack Nicholson‘ın oynadığı The Shining, yaklaşık 7 yıl çalıştığı savaş filmi Full Metal Jacket ve son anda yapmaktan caydığı Yapay Zeka Kubrick efsanesini sürdüren filmler oldular…

Dahi yönetmen, Arthur Schnitzler‘in Traumnovelle romanından uyarlanan ve Tom Cruise ile Nicole Kidman’ın oynadıkları Gözü Tamamen Kapalı’yı bitirdikten birkaç gün sonra, hayata gözlerini tamamen kapattı.

“Eğer bir şey yazılabiliyor ya da düşünülebiliyorsa, filme çekilebilir.”
Stanley Kubrick

1- 1960 yapımı Spartaküs.

Çoğumuzun bildiği Spartaküs; aynı anda En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar Ödülü, En İyi Görüntü Yönetmeni Oscar Ödülü, En İyi Sanat Yönetmeni Oscar Ödülü, En İyi Kostüm Tasarımı Oscar Ödülü ve En İyi Film Altın Küre Ödülünü alarak tarihe geçen bir Kubrick filmi! Köleliğin egemen sınıflara karşı ilk ayaklanışına, çağdaş ve modern bir yorum getiren filmde Spartacus; Roma dönemininde yaşayan cesur bir gladyatör… Davasında ona inanıp destekleyen Varinia ile bağımsızlıkları için verdikleri mücadeleyi hala izlemeyenler için şiddetle tavsiye ediyoruz.

2- 1962 yapımı Lolita.

Vladimir Nabokov aynı adlı romanını 1955’te kaleme almıştı… Filmin senaryosunda da Nabakov’un imzası olmasına rağmen yönetmen Stanley Kubrick‘in müdahelesi ile senaryo orijinal romandan çok fazla uzaklaştı. Hatta orijinal romanın çok küçük bir bölümü senaryoda kullanıldığı için, Nabakov senaryoyu da “Lolita: Bir Senaryo” adıyla ayrıca kitaplaştırdı. Film, başrol oyuncusuna En İyi Umut Vadeden Kadın Oyuncu Ödülünü kazandırdı.

3- 1964 yapımı Dr. Garipaşk.

Kubrick; bu ironili filmde, tamamen fantezi bir konuyu işliyor. Dr. Garipaşk; Amerikan haber alma ve genelkurmay noktalarında bulunan bir dizi önemli kişinin içine düştüğü yanlışlıklar zinciri sonucunda dünyanın bir nükleer savaşa nasıl sürüklendiğini anlatıyor… Kubrick’in kendi senaryosuna dayanarak yaptığı film, çılgın bir güldürü atmosferinin gerisinde, çağdaş insanın gündelik yaşamında Demokles’in kılıcı gibi duran sürekli ve büyük bir korkuyu, kaygıyı dile getiriyor: Bir atom savaşının getireceği kıyamet günü korkusu!

Filmin 1989 yılında Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verildi. Bu film ile Kubrick, 3 BAFTA (İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi) ödülü kazandı: En İyi İngiliz Sanat Yönetmeni, En İyi İngiliz Film ve En İyi Film!

4- 1968 yapımı 2001: Bir Uzay Destanı.

Filmin bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke‘ın kısa bir öyküsünden esinlenen senaryosu, Kubrick ve Clarke tarafından birlikte kaleme alındı. Film; insanın evrimi, teknoloji, yapay zeka tematik unsurlarını işler ve bilimsel gerçekliği, öncü görsel efektleri, provokatif belirsizliği ve bazı yorumculara göre içerdiği gerçeküstü betimleme, geleneksel anlatım teknikleri yerine sessizlik ve asgari düzeydeki karşılıklı konuşmaları ile büyük ün yaptı.

Gösterildiğinde aldığı çeşitli eleştirilere rağmen, günümüzde 2001: Bir Uzay Destanı eleştirmenler ve izleyiciler tarafından gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri olarak kabul ediliyor.

Dört dalda Oscar’a aday olan film, görsel efekt Oscar’ını kazandı. 1991 senesinde Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi veya estetik açıdan önemli” addedilerek, ABD Ulusal Film Arşivi’ne alındı. Bu film ile ekip ayrıca, En İyi Sanat Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Müzik ödüllerine de layık görüldü.

5- 1971 yapımı Otomatik Portakal.

Film, Britanya’da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden oluşan bir çetenin insanlara uyguladıkları şiddeti ve Alex üzerinden insan doğası ve toplumsal değerlerin çatışmasını konu ediniyor. Her ne kadar bu filmi Kubrick’e ödül kazandırmamış olsa da filmleri arasında ödül adaylığı rekortmenliği Otomatik Portakal’da!

Tam 4 Oscar adaylığı; En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Film, En İyi Uyarlama Senaryo…
Tam 3 Golden Globe adaylığı; En İyi Yönetmen, En İyi Drama Filmi, En İyi Drama Aktörü…
Tam 7 BAFTA adaylığı; En İyi Sanat Yönetmeni, İyi Sinematografi, En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Kurgu, En İyi Senaryo ve En İyi Müzik…

BONUS: 1980 yapımı Cinnet.

Sinema tarihinin en iyi filmleri arasında gösterilen, birçok yönetmenin esinlenerek yeni yeni filmler çektiği, sinemaseverlerin deyim yerindeyse laf söyletmediği, hakkında sayısız teorilerin üretildiği Cinnet (The Shining), o yılın en kötülerinin belirlendiği Razzie Ödülleri’ne aday gösterilmişti!

Ne garip, değil mi?
Kubrick ile bir sinema serüveni; hem de zamanın çok ötesinde!

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.