Eylül

Küresel ısınmadan dolayı artık yaz mevsiminin devamı da olsa, gönlümüzün sonbaharı gelir Eylül ayında… Bir yani yaz, bir yanı güzdür yani; çoktur seveni… Hem yıllarca okullar Eylül ayında başladığı için, hep senenin başı gibi gelir insana… Aşk ayıdır, romantiktir, hislidir; haliyle sanatın her alanında kendini gösterir… Sarı yapraklar görürüz tablolarda… Edebiyatta kuş tüyü kadar hafif bir Eylül rüzgarı eser… Eylül akşamlarını konu edinen şarkılar söylenir… Ve bir romantizm yüklenir Eylül’e!

Ağaçlar, bu ay geldiğinde, sevinçten başlara konfeti gibi yaprak döker…

• Alpay – Eylül’de Gel / Cemal Süreya – Eylüldü

Eylüldü
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan
Ellerin kadar ıssız
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz

Eylüldü
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin
Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğin orta yerinde
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ
Gözlerini sildi zaman

Dedim ya… Eylüldü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimin…

• Eric Sloane – Autumn / Ahmet Telli – Ayrılık Ayracı

Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar, gemiler, trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık, bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü
Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak gün boyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

• Cem Kısmet & Pilli Bebek – Eylül Akşamı / Attila İlhan – Yağmur Kaçağı

Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem, beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni

Geceleri bir çarpıntı duyarsan
Telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu’ndan geçiyorum
Akşamsa, Eylül’se, ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam, yanılmışsam
Elimden tut, yoksa düşeceğim!

• Vincent van Gogh – Autumn Landscape / İlhan Berk – Otağ

Sevgilim, işte Eylül
Ve işte senin usul usul seğiren yüzün.

Zaman ki sonsuzdur
Bitmemiş şiirler gibidir.
Bazı hüzünleri ve
Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.
Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
(İsteğin bulanık kıyısında)
Bundan değil midir bizim aşkımızda
Sürekli bir akşam hüznü vardır…

• Bülent Ortaçgil & Teoman – Eylül Akşamı / Ümit Yaşar Oğuzhan – Ben Eylül Sen Haziran

Bir Eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık

Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık!
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara

• Paul Gauguin – By the Stream Autumn / Ataol Behramoğlu – Eylül Sabahının Serinliği

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum
Sessizlik ve serinlik birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi
Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda
Düşmanlarımı bağışlıyorum
Ve daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum

• Suavi – Eylül / Hasan Basri Ünlü – Eylül Kadınları

Kurtuldum derken yolumu tutan hanginizsiniz?
Artık ne kadarınızla benimsiniz, değilsiniz?

Gel yarışalım diyorsunuz hoyratça. Hangimiz?
Önce unutacağız yorgun bir Eylül’e yaslanıp
Hafızamıza saldırıyorum bu yüzden, size kızıp
Eski ne varsa kazıyıp atıyorum bir kez daha

Ama hanginiz hala kıpırtılar gömüyor tenime?
Bu yangınları düşlerime süren hanginizsiniz?

Durduk yere göller buharlaşıyor gözlerimden
İçimde nehir yatağını bozuyor… Eylül Eylül
Duvarlarım yıkılıyor yılların yoksunluğuyla

Kayıp aşklarım, eski kadınlarım, eyvahlarım
Eskilerinizi bana rehin bırakıp gitmiştiniz
Unutmaya attığım adımlarda sırtıma saplanan
Eylül kokulu ölümlerin sahibi hanginizsiniz
?

• Alphonse Mucha – Autumn / Ahmet Altan – Eylül

Eylül sabahları; kılıçlar kadar keskin ışıltılarıyla
Tenimi kanatarak uyandırır beni.
Ben Eylül’e akarım.
Bir hüzün gibi akarım ben eylüle kanayan bir aşk gibi,
Siyah şallara bürünmüş, genç bir ölüm gibi akarım.
Sevişerek, ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle.
Her yıl, hep aynı vakitte, geniş bir ırmak gibi
Bütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir,
Beni ve her şeyi koynuna alarak,
Bir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep.
Kadınları ve hüznü Eylül’de severim…

Keman konçertolarını,
Akşam saatlerinde bir bir ışık yangını ile kıpkızıl tüten
Yalnız ağaçları, ürkek tebessümleri ve edepsiz kahkahaları severim.
Lacivert bir deniz benim ellerimde oynaşır.
Sahiller, yaşlı bir kadın gibi kendine terk edilir
Şarkılar, incecik bürümcükten acılar vaat eder her dinleyene
Bitenin başlayana dokunduğu yerdir Eylül…

• Erhan Güleryüz – Eylül Akşamı / Turgut Uyar – Acıyor

Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır:
Sonbahar geldi hüzün,
İlkbahar geldi kara hüzün,
Ey en akıllı kişisi dünyanın!
Bazen yaz ortasında gündüzün
Sevgim acıyor,
Kimi sevsem
Kim beni sevse…
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür, o kadar
.

• BONUS: Karikatür de bir sanattır! / Umut Sarıkaya – Eylül

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.