Akhilleus, Yunan mitolojisinin en ünlü isimlerinden biri. Hatta ünlü destan İlyada bile Truva Savaşı kadar onun hikayesini de anlatır. Peki bu dünyanın en ünlü kahramanlarında biri olan adam kim? Gelin yakından inceleyelim!

Dünyanın En Büyük Savaşçısı!

Kendisi ölümlü bir adam olan Phthia kralı Peleus ile deniz tanrıçası Thetis’in oğludur. Zeus başta Thetis ile evlenmek istese dahi bir kahinin yaptığı kehanetle “Thetis’ten doğacak bir erkek çocuğun Zeus’tan bile güçlü olacağını” ancak “Thetis bir ölümlüden çocuk sahibi olursa zarar görmeyeceğini” öğrendiğinde Thetis’i bir ölümlüyle evlenmeye zorlar. Thetis bu evlilikten her zaman nefret eder. Üstelik ölümsüz bir tanrıçanın çocuğunun ölümünü görecek olması da çok zordur. Bu yüzden efsaneye göre Akhilleus doğduktan sonra onu tehlikelerden ve ölümden korumak için Styks ırmağına batırıp çıkarmış. Suya değmemesi gerektiği için topuğundan tutarak bu işlemi gerçekleştirir. Topuğu bu nehrin duyuna değmeyen tek yerdir.

Bu yarı-tanrı genç adam at adam Kherion tarafından büyütülmüş ve eğitilmiştir. Bu eğitimden sonra Akhilleus Akha’ların en büyük ve ünlü savaşçısı haline gelmiştir. Fakat tanrıça Thetis bir kehanet daha alır. Oğlu eğer Truva’ya giderse sonsuz bir şana sahip olacak ancak savaşta ölecekti, gitmez ise yaşayacak ama tanınmayacaktı.

Akhilleus, İlyada’da şöyle söyler:

“İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır, savaşırsam Troya çevresinde, tükenmez bir ün var, dönüş yok. Dönersem yurduma, sevgili baba toprağına, ünüm olmasa da çok yaşayacağım, ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak.”

Az yaşamayı kendisi seçmiştir. Binlerce yıl sürecek bir ün için kendi yaşamından vazgeçmiştir. Akhilleus’tan bahsederken Patraklos için bir parantez açmadan olmaz. Patroklos’un onun hayatındaki yer efsanelerde farklı şekillerde yer alsa da kendisi için çok kıymetlidir. Truva savaşı esnasında kamplarının Truva askerleri tarafından saldıraya uğradığını gören Patroklas, Akhilleus’un zırhlarını giyerek savaşır. Fakat kendisini Hector öldürür. Akhilleus bu duruma çok sinirlenir ve Truva’nın en güçlü prensi Hector’u öldürür. En yaygın inanışa göre Paris, topuğundan okla vurarak öldürmüştür.

Edebiyatta Akhilleus.

Akhilleus denilince edebiyatta akla ilk gelen eser tabii ki Homeros’un İlyada’sı. Yaklaşık MÖ 9. yüzyılda yaşamış olan Homeros’un yazdığı bu destan Truva Savaşı’nı konu eder. Destan 10 yıl süren savaşın sadece kısa bir dönemini, 52 günlük bir süreyi anlatıyor. Fakat destanın en çok dikkat çeken yanı aynı zamanda bir Akhilleus destanı da olmasıdır.

Bir diğer eser ise Madeline Miller’ın Akhilleus’un Şarkısı kitabı. Bir destandan ziyade daha çok roman niteliğine sahip olan kitap Patroklas ile Akhilleus’un aşkını konu ediyor. Bu aşkın arka planında ise Truva Savaşı ve tanrılar var.

Sinemada Akhilleus

2004 yapımı Troy(Truva) filmi ilk aklımıza gelen eser. Başrollerinde Brad Pitt, Orlando Bloom, Eric Bana ve Diana Kruger’ın yer aldığı film daha çok hikâyenin dünyada olup biten ve tanrıların olmadığı kısmını ele alıyor. Destana elinden geldiğince sadık kalan film, kitaptan da daha fazla bir hikâye anlatıyor.

 

CEVAP VER

Yorumunuzu Girin
Lütfen adınızı giriniz.